osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

1478 serafeddin sabuncuoglu nun olumu




Şefareddin Sabuncuoğlu'nun Cerrahatü'l-Haniye adlı eserinde
 hekim hastasını tedavi ederken görülüyor. 15.yüzyıl.


     Sabuncuoğlu Şerafeddin, Fatih Sultan Mehmet döneminin en ünlü hekim ve cerrahlarından olup, 1386 yılında Amasya’da doğmuştur. Amasya'daki Bimarhane'de Burhaneddin Ahmed’den tıp eğitimi aldıktan sonra yine burada 17 yaşında hekimlik yapmaya başlamıştır. Sabuncuoğlu Şereffeddin 14 yıl boyunca da Bimarhane'de çalışmalarını sürdürmüştür. Yaptığı çalışmalar sonucunda zamanla adı bütün Anadolu'da duyulmuştur.

Şerafeddin
     
     Fatih döneminin meşhur hekimleri arasında yer alan Sabuncuoğlu (1386?-1470), şehzadeler şehri diye anılan Amasya şehrinde doğmuş ve temel eğitimini orada, Amasya Darüşşifâsı'nda tamamlamıştır.

     Şerefeddin Sabuncuoğlu, diğer birçok hekimin aksine özellikle cerrahî ile ilgilenmiştir. Genel olarak hekimler cerrahîye pek ilgi duymamışlar ve hatta cerrahî tedavinin gerekli olduğu durumlarda bile, ilaçla tedaviyi tercih etmişlerdir. Bunun sebebi cerrahî müdahalede hayatî tehlikenin çok yüksek olması ve bu tehlikeyi asgariye indirecek ve ameliyatı kolaylaştıracak bazı teknik imkanların bulunmasıdır. Bu tip imkanların oluşması için, yani antibiyotik, analjezik, antiseptiklerin ve bunların yanı sıra anatomi bilgisinin yeterince gelişmesi için 19. yüzyılı beklemek gerekecektir.

     Şerefeddin Sabuncuoğlu'nun eserlerinden birisi Akrabadin Tercümesi'dir. II. Bayezid, şehzadeliği zamanında, Amasya Valisi iken (1481-1512), Şerefeddin Sabuncuoğlu'ndan Zeyneddin el-Cürcânî'nin (öl. 1136) Zahire-i Harzemşâhî diye bilinen eserini tercüme etmesini istemiş Sabuncuoğlu da bu hacimli eserin sadece farmakoloji kısmını çevirmiştir.

     Sabuncuoğlu'nun ikinci ve nispeten daha meşhur olan eseri Kitâbü'l-Cerrahiyyeti'l-İlhaniyye adını taşır. Eser, bilindiği kadarıyla, Osmanlı İmparatorluğunda kaleme alınmış yegâne resimli cerrahî eseridir. 11. yüzyılda Endülüs'te yaşamış olan Ebû'l-Kâsım Zehrâvî'nin Kitâbü'l-Tasrîf adlı eserinin cerrahî ile ilgili kısmının tercümesi olduğu ileri sürülmüştür. Ancak Sabuncuoğlu her ne kadar büyük ölçüde söz konusu eserden yararlanmışsa da, eseri tam olarak tercüme ettiği söylenemez. Eserde, yer yer kendi gözlem ve deney sonuçları da yer almaktadır. Doğal olarak, Sabuncuoğlu kendinden önce yaşamış belli başlı cerrahlardan olan Zehrâvî'den yararlanmak zorunda idi, ancak bir hekim, bir cerrah olarak kendi çalışmalarıyla mevcut bilgiyi kaynaştırmış ve bize bu terkibi sunmuştur.

     Zehrâvî'nin eserinde yapılan ameliyatlar ve bu ameliyatlarda kullanılmış olan aletler verilmiştir. Halbuki Sabuncuoğlu'nda gerçekten önemli bir katkı daha vardır ki o da, aletlerin yanı sıra ameliyatın nasıl yapıldığını gösteren temsili resimlerin mevcut olmasıdır. Bu resimlerde hasta ve doktorun pozisyonu ile aletlerin nasıl kullanıldığı da görülmektedir. Böylece kullanılan cerrahî tekniğini de açık ve seçik olarak görmek mümkün olmaktadır. Günümüzde de zaman zaman yazılı açıklamalara yardımcı olmak üzere bu tip şemalar verilmektedir.

     Sabuncuoğlu'nun bir başka eseri daha vardır. Mücerrebnâme adını taşıyan bu eser adından da anlaşılacağı gibi, ilaçlarla ilgilidir. Şerefeddin Sabuncuoğlu bu eserinde sadece muhtelif ilaçlar ve onların kullanılışlarıyla ilgili bilgiler vermemiştir. Bilindiği gibi, uzun yıllar hekim olarak görev yapmıştır; bu sırada kazandığı deneyimlerinin yanı sıra, bizzat yaptığı bazı deneyleri de burada aktarmıştır. Onlardan biri de bazı zehirlerle ilgili olarak yaptığı hayvan deneyleridir. Bu deneylerde denek olarak horozları kullanmıştır. pratik tedavi el kitabı niteliğindedir. İçeriğinde şunlar vardır: tiryak (therica), merhemler, haplar,lavmanlar, göz ilaçları ve burun kanaması, diş ağrısı, kulak ağrısı, soğuk algınlığı, barsak solucanları, uyuz, nikris v.s. tedavisinde kullanılan ilaçlar, o zamana kadar her türlü zehirlenmelere karşı kullanılan tiryakın bileşimi ve hazırlanış şekilleri.
     Tiryakın yılan zehirine karşı koruyucu etkisini göstermek için yaptığı deneylerden dolayı, Türkiye’de deneysel farmakolojinin ilk öncüsü sayılabilir. Bu deneylerinden birinde, horoza tiryak yutturduktan sonra onu yılana ısırttırmış ve horozun ölmediğini bildirmiştir. Hatta bir keresinde, tiryak aldıktan sonra kendi parmağını yılana ısırtmış ve bu sayede ağrı duymadığını ve parmağının şişmediğini yazmıştır.


    En önemli eserleri, Kitab-ı Cerrahiye-i al Haniye, Cerrahname ve Mücerrabname'dir
  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 45
    Tıklama: 117
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=