osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

bursa kalesi

ULUDAĞ
 Uludağ ya da 'Olimpos Dağı, Bursa ili sınırları içinde, 2.543 m yüksekliği ile Türkiye'nin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan dağ.Eski bir yanardağ olan Uludağ, Marmara Bölgesinin en yüksek dağıdır. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Uludağ'ın uzunluğu 40 km'yi bulur. Genişliği ise 15-20 km'dir. Toplu ve heybetli bir görünüşe sahip olan bu dağın Bursa'ya bakan yamaçları kademeli, güneye Orhaneli'ne bakan tarafları ise düz ve daha diktir. En yüksek noktası Uludağtepe'dir (2.543 m). Dağın kuzey tarafında Sarıalan, Kirazlı, Kadı, Sobra yaylaları vardır.


KARAGÖZ ANITI
Karagözevi, Bursa’da düzenli olarak Karagöz gösterisi yapılan tek mekandır.   
Çekirge Caddesi üzerinde Karagöz Anıtı’nın karşısında yer alır. Anıtın karşısındaki eski bir trafo binası 1997 yılında Karagöz Evi’ne çevrilmiş ve haftanın 3 günü düzenli gösteriler başlamıştır. 
Binanın dış yüzeyi 2005 yazında Karagöz figürleri ile kaplanarak restore edilmiştir. 
Karagöz Evi’nde Şinasi Çelikkol ve Bursa Karagöz Tiyatrosu oyunlar sergilemektedir. 
Karagöz Evi’nde Karagöz oyunlarının sergilendiği 100 kişilik salonun yanısıra sabit Karagöz Figürleri Sergisi, değişik ülkelerden toplanmış kukla ve gölge oyunları figürleri sergilenmektedir. Türkmen  ve yörük köylerine  kıyafetlerinin sergilendiği bir sergi odası da mevcuttur.   
Karagöz Evi, Karagöz gösterileri dışında çeşitli seminerler, kısa film, dia-pozitif gösterileri, dinletiler, söyleşiler düzenlenen bir kültür mekanıdır.
Karagöz Evi'ni Karagöz Müzesi haline getirme çalışmaları sürdürülmektedir. Bu amaçla işletmesi Bursa Kültür Sanat Vakfı'ndan  Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmiştir.

TÜRK İSLAM ESERLERİ MÜZESİ

  Bursa kent merkezinde bulunan Yeşil Medrese, Sultaniye Medresesi adıyla da tanınmaktadır. Birçok ünlü bilgin yetiştiren medrese Yeşil Külliyesi ile birlikte Mimar Hacı İvaz Paşa tarafından 1414-1424 yılları arasında yapılmıştır. Plan olarak Anadolu Selçuklularının açık avlulu medreselerinin bir devamı görünümündedir. Bir giriş eyvanı, iki yan eyvan ve ana eyvandan meydana gelen mekânlarla 13 medrese odası bulunmaktadır. Medrese odalarının önünde avluyu üç taraftan çeviren revaklar vardır.

Günümüzde müze olarak kullanılan binada, 12. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar maden, seramik ahşap, işleme, silah, el yazması kitaplar, İslami sikke, İslami kitabeler ve mezar taşları ile etnografik malzeme teşhir edilmektedir. Medresenin çini süslemeleri cami ve türbeye göre daha azdır. Kapı girişi üstündeki tonoz, batı yan eyvanının tavanı ve dış cephede pencere alınlıkları medresenin çini süslemeli yerleridir.
 
ATATÜRK MÜZESİ
  Çekirge Caddesi üzerinde bulunan binanın 19.yüzyılın sonlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Köşk bodrum ve çatı katının dışında iki katlıdır. Atatürk'ün Bursa'yı ikinci ziyaretinde (20-24 Ocak 1923) Bursa Belediyesi bu binayı Miralay Mehmet Bey'den satın alarak kendisine hediye etmiştir. Bundan sonra Atatürk Bursa'yı ziyaretlerinde bu evde kalmış, 1938 yılından sonra Bursa Belediyesi tarafından T.C. Emekli Sandığı'na satılmış, 6.2.1968 tarihinde Emekli Sandığı köşkün kullanımını Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne devretmiştir. 29 Ekim 1973 tarihinde Cumhuriyet'in 50.yılında müzeye dönüştürülerek ziyarete açılmıştır.
I. Kat: Girişin sağında kabul salonu, solda yemek salonu ile buraya açılan dinlenme odasından meydana gelmiştir.

II. Kat: Sağda yatak odası, solda çalışma odası ve çalışma odasının sağ yan tarafından geçilerek limonluk bölümüne ulaşılır. Bodrum kat, mutfak ve hizmet için kullanılmıştır. Köşkün eşyalarının tamamına yakını Atatürk'ün kullandığı orijinal eşyalardır.

CUMALIKIZIK
 
Bursa'daki Uludağ'ın güney eteklerine kurulmuş 5 Kızık köyünden biridir. Kuruluşu yaklaşık 1300'lü yıllara denk gelmektedir.

Bir vakıf köyü olarak kurulan köyde, tarihi doku çok iyi korunmuştur ve Osmanlı erken döneminin kırsal kesim sivil mimari örnekleri günümüze ulaşmayı başarmıştır. Bu özelliği nedeniyle çok ilgi çeken ve ziyaret edilen bir yerleşim yeri olmuştur. Sık sık tarihsel filmlere mekan olmaktadır.

Uludağ etekleri ile vadiler arasında sıkışıp kalan köylere kızık adı verilmiştir. Diğer kızık köylerindeki köylülerin eskiden Cuma namazı için toplandığı yer olduğundan bu köyün Cumalıkızık adıyla anıldığı söylenir. Bir başka söylence de, Osman Bey'in köyün kurulduğu günün cuma günü olması sebebiyle bu köye "Cumalıkızık" adını vermiş olduğudur.

Köy meydanında köy geçmişine ait eşyaların sergilendiği bir de müze (Cumalıkızık Etnografya Müzesi) bulunur. Köyde, Haziran ayında "Ahududu Şenliği" yapılmaktadır. Ünlü "Cumalıkızık evleri" moloz taş, ağaç ve kerpiçten yapılır, genelde üç katlıdır. Üst katlardaki pencereler kafesli veya cumbalıdır. Ana giriş kapılarındaki kulplar ve tokmaklar dövme demirden yapılır. Evler sarı, beyaz, mavi, mor renklere boyalıdır. Evlerin arasında kaldırımsız, taş döşeli, çok dar sokaklar bulunur.

Köyün camisi, caminin yanındaki Zekiye Hatun Çeşmesi ve tek kubbeli hamamı Osmanlı devrinden kalmadır. Köyde, Bizans devrinden kalma bir kilise kalıntısı da bulunur. Köyde narenciye, ceviz, kestane yetişir.

Tarihi dokusu nedeniyle sık sık dizi ve film çekimlerine sahne olur. Örnek olarak Kurtuluş Savaşı'nı anlatan Kurtuluş dizisi, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu anlatan Kuruluş dizisi ve son olarak başrolünü Emrah İpek'in oynadığı Kınalı Kar dizisi burada çekilmiştir.

SETBAŞI KÖPRÜSÜ
  Bursa’nın en eski köprülerinden biri olan Setbaşı Köprüsü Çelebi Sultan Mehmet zamanında, Gökdere üzerinde XIV.yüzyılda yapılmıştır. Günümüze yapılan onarımlarla iyi bir durumda gelebilmiştir.

Setbaşı Köprüsü biri küçük, diğeri büyük olmak üzere ki kemerli olup, daha önce ahşap olduğu ve Cumhuriyetin ilanından sonra taştan yenilendiği bilinmektedir. 

   BURSA KALESİ
  Bithynialılar zamanında yapılmaya başlanan kale daha sonra ihtiyaç duyuldukça Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğunca çeşitli onarımlara tabi tutulmuştur
.
Surlarda görülen kiklopien taşların önemli kısmı Roma devrine ait sütunlar, lahit parçaları, adak mezar steli, heykel kaideleri, şeref kitabeleridir. Bunlar hisar kapının doğusunda yoğunluk kazanmaktadır. Surların sadece güney kısmındakiler çift duvarlı ve beş köşeli burçlarla sağlamlaştırılmıştır.
1326 yılında Bizanslılardan alınan Bursa'nın surları Orhan Gazi tarafından üç köşeli burçlarla takviye edilmiştir. Çakır Ağa Hamamı ile Tophane arasında biri silindir gövdeli, ikisi üç köşeli büyük burç kalıntıları vardır. Bunların arasında yer alan Hisar Kapı 1855 yılındaki depremde yıkılmıştır. Buradan doğuya dönen surlar, evin bahçe duvarlarına temel vazifesi yapmıştir
Yıldız Kahve'den güneye uzanan surlarda yuvarlak kemerlerle mazgal delikleri görülmektedir. Kahvenin önünde Kaplıca Kapı yer almaktadır. Yıkık duvarlar halinde devam eden surlar, Zindan Kapıya bağlanmaktadır. Zindan Kapı yanındaki köşeli burç Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1418 yılında yaptırılmıştır. Zindan Kapıdan Üftade'ye kadar nisbeten sağlam devam eden surlar, Pınarbaşı Kapısı'na oradan da Üftade yanındaki Yer Kapı'ya ve tekrar Çakır Ağa Hamamı karşısında bağlanmaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasında birbirine paralel uzanan surların kesme taşlı bölümleri yerlerinden sökülmüş olduğundan şimdi sadece moloz taştan kireç kum harcı ile örülmüş kısımları ayaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasındaki ön surlar, evler arasında kaybolmuştur. Diğer sur kalıntılarında ise bu kısımda yapılan evlere giriş kapıları ve boşluklar Osman Gaz oluşturulmak maksadı ile tahribatlar yapılmıştır.

  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 208
    Tıklama: 1271
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=