osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

yavuz selim iran seferi

Osmanlı Devletini göçebe Türkmenler kurdu, fakat İmparatorluğun kuruluşundan sonra yüksek devlet makamlarına Enderun'dan yetişen devşirmeler getirildi. Üvey evlat muamelesi gören göçebe Türkmenler bu haksızlığı ehli beyte yapılan zulüme benzetmeleri sebebinden Anadoludaki Türkmenler arasında Şiilik yayılmağa başladı. Türk soyundan gelen İsmail Safevi Tarikatının başına geçmesi ile bu Şii Türklere dayanarak kendi devletini kurdu ve Şiiliği de devlet dini olarak kabul etti.
Sultan Selim tahta çıktığında Osmanlı İmparatorluğu sıkıntılı bir dönem yaşıyordu. Bu bunalımlı dönemin en büyük nedeni doğudaki Şii Safevi Devleti olarak kabul edilmekteydi. Bu devletin ortadan kalkmasıyla Anadolu'daki Osmanlı egemenliği sağlamlaşacak ve doğudan gelebilecek tehditlere karşı dağlık Doğu Anadolu Osmanlı savunmasını güçlendirecekti. Yavuz Sultan Selim'in bir başka amacı da doğudaki bütün İslam devletlerini tek bir devlet çatısı altında birleştirmekti.
Yavuz Sultan Selim'in bir resmi

Savaş hazırlıkları yapmaya başlayan Selim önce şeyhülislamın Kızılbaşların kafir ve dinsiz olarak tanımlanması ve öldürmelerinin vacip ve farz olduğu hakta fetva vermesini sağladı ve Anadoluda 7 yaşından 70 yaşına kadar 40 bin Alevi'yi yazdırarak kayda geçirdi. Bunlardan kimisini öldürüldü kimisini hapsettirdi. Bunun üzerine Şah İsmail öc almak üçün yanına Şehzade Muradı da alarak Osmanlı sınırına yaklaştı, böylece tahtı zorla ele geçiren Selim'i güç durumda bırakacağını düşünüyordu. Ancak Selim bu saldırını bekliyordu. Belki de bu idamları ettirerek böylesine korkunç bir bahane yaratmayı tasarlamıştı. Tahtı savaş ile ele geçirdiğinden, ancak yeni bir savaş sayesinde yerinde daha sıkı tutunabilirdi

Yavuz Sultan Selim bu amaçlarla, 1514 yılı baharında ordusuyla birlikte İran seferine çıkmıştır. Oğlu Süleyman'ı 50.000 kişilik kuvvetle Anadolu'da emniyet olarak bırakmıştır. Osmanlı kuvvetleri, Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşlerine böylece başlamıştır.
Ancak bu yürüş sanıldığından daha zordu. Çünkü her iki ordu askerlerinin inançları farklı olmakla birlikte ikisi de Müslüman ve Türk'tü. Anadolu'da da Aleviliğini kabul etmiş çok sayıda Şah İsmail tarafdarı Türkmen bulunuyordu. Şah İsmail ise büyük bir ordu ile bu torpaklara doğru ilerliyordu. Erzincan'dan doğuya doğru bölge de bir ordunun geçmesi için çok zordu. İstanbul'dan uzak bir mesafede böyle zor durumda ordunun yabancı bir devletin topraklarında ilerlemesi sebebiyle bazı devlet adamları geri dönmek istiyordu, fakat bunu söylemeye kimse cesaret etmiyordu. Ancak Yavuz'un sevdiği Hemdem Paşa söylediği için bunu hayatıyla ödedi

Eleşkird'e yakın Karasakallı adlı konağa gelindiğinde yeniçeriler daha ileri gitmek istemediklerini söylediler. Hatta bu askerler Selim'in çadırına ok ve kurşun atma cesaretini dahi göstermiştir. Bunun üzerine çadırdan çıkıp atına binen Selim askere kısa ama etkili bir konuşma yapmış, böylece askeri teskin etmiştir. Yavuz bu konuşmasında şöyle demiştir: "Ey asker kıyafetli korkaklar; çoluğunu, çocuğunu, karısının kucağını muharebeye tercih edenleriniz varsa geri dönsünler!... Ben buraya geri dönmek için gelmedim. Bu meşakkatlerin çekileceğini tahta çıktığım zaman söylemiştim. Şimdi niçin itaat etmiyorsunuz? Siz harbe girmezseniz, ben yalnız başıma girerim!". Bu hitap karşısında asker heyecana gelerek yoluna devam etmiştir. Her ne kadar bu ayaklanmayı çıkaranları bilse de bu işi savaş sonrasında halletmeye karar vermiştir.
Çaldıran, Turnadağ ve Mercidabık Savaşları

Osmanlı ve Safevi ordusu Çaldıran Ovası'nda 2 Recep 920/23 Ağustos 1514 tarihinde karşılaştı. Osmanlı Ordusu'nun yaya kuvvetleri daha çok olmasına karşın, Safevi Ordusunun süvarileri fazlaydı. Ancak Safevi Ordusu'nda top yoktu; buna karşın Osmanlı'da topçu kuvvetleri bulunuyordu. Kanuni döneminde hazırlanmış olan Şükri-i Bitlisi'nin Selimnâme adlı eserinde; Safevi askerleri, kırmızı çubuğa dolanmış sarıklar, miğfer ve zırhla; Osmanlı Ordusu ise önde tüfek ve mızraklı dört yeniçeriyle zırhsız ve miğfersiz olarak resmedilmiştir. 24 Ağustos'ta gerçekleşen savaşta Osmanlı kuvvetleri zafer kazanırken, Safevi'ler bozguna uğramıştır. Savaşın kazanılmasında Osmanlı ordusunda ateşli silahların olması belileyici olmuştur. Bu durum Safevîlerle sürekli mücadele halinde olan Özbeklerin de menfaatlerine olmuştur. Zaten daha önce Özbekler ile Osmanlılar arasında siyasi ilişkiler güçlenmiş ve ortak düşman Safevilere karşı müttefiklik kurulmuştu.
Sekümname'de Çaldıran Muharebesi (1525)

Hücumda önce Şah İsmail başarı sağladı, fakat Osmanlı toplarının önü açılır açılmaz askerleri arasına ölüm saçılmaya başlandı. Şah İsmail kolundan ve bacağından yaralanarak attan düştü. Artık savaşı kaybedilmişti ve askerlerinden birinin atını ona vermesi ile savaş alanından kaçtı.

Yavuz yoluna devam ederek Tebriz'e girmiş, bu olayı müteakip şehirdeki birçok sanatçı ve ilim adamı İstanbul'a gönderilmiştir. Bu zafer sonucunda Şah İsmail eski prestijini kaybetmiştir. Bu sayede Doğu Anadolu'da Osmanlılar için bir tehlike kalmamıştır. Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.

15 Eylül 1514'te Tebriz'den Karabağ'a hareket eden Yavuz kışı orada geçirip, baharda İran'ı tümüyle almayı amaçlasa da şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya gitmişti. Bundan önce Nahçivan'da iken askerlerin bazı köy evlerini yakmalarını vesile ederek, askeri kontrol etmede ihmalkâr oldukları söylemişti. Bu nedenden ötürü veziriazam Hersekzade Ahmed Paşa ve ikinci vezir Dukakinoğlu Ahmet Paşa azledildi.

Kışı Amasya'da geçiren Sultan Selim, ilkbaharda tekrar İran seferine çıkacağı için top ve cephaneyi Şarkı Karahisar’da bırakmıştır. Selim, Amasya'da oturduğu sırada Dukakinoğlu Ahmed Paşa'yı veziriazam ve defterdar; Piri Mehmed Paşa'yı da üçüncü vezir ilan etti. Ancak Dukakinoğlu'nun veziriazam olmasından 2 ay sonra, yine devlet adamlarının kışkırtmasıyla Muharrem 921/Şubat 1515 tarihinde yeniçeri ayaklanması oldu. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim ayaklanma sebebini araştırmış, sonuçta askeri ayaklanmaya teşvik ettiği ve ayrıca Dulkadiroğlu'yla ittifakı olup mektuplaştığı anlaşılan Sadrazam Dukakinoğlu Ahmet Paşa idam edilmiştir. Bu olay üzerine Selim bir süre veziriazamlığa kimseyi tayin etmemiştir.

Yavuz Sultan Selim, askerin vaziyeti sebebiyle İran üzerine tekrar sefer yapılamayacağından, emniyet sağlamak amacıyla doğu ve güney sınırlarına ait bazı yerleri ele geçirilmesi gerektiğine karar verdi.
  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 10
    Tıklama: 30
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=