osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

saltanat kayiklarii

İstanbulun fethinden sonra Boğaziçi ve Marmara sularında Osmanlı hükümdarlarının bindikleri tenezzüh teknelerine (saltanat kayığı) denilmişti. Deniz yoluile sefere çıkan hükümdarlar büyük denizlere dayanıklı ve diğer donanma gemilerinden süslü baştardelere rakip olurlardı.

Gemi inşa sanatımızın pek muvaffakiyetli örneği olan saltanat kayıklarında güzellik ve ihtişam en sade bir üslupla ifade edilmişti. Köşklü, kuşlu gibi isimlerler anılan saltanat kayıklarına muhtelif boyda olanları vardı. 13 çifte kürekle hareket ederler 31-32 metre uzunluğunda, 2, 35 metre genişliğinde ve 3, 10 metre yüksekliğinde inşa edilirdi.

Saltanat kayıklarının kıç tarafında hükümdarların oturmasına mahsus köşk bulunur, başları uzun ya da kıvrık olurdu. Kıç ve baş tezyinatını üzerleri altın yaldızlı oymalar teşkil ederdi. Baş taraflarında tahtadan yahud gümüşten yapılmış kartallar ve deniz kuşları bulunurdu. Kayıklara çekilen fenerlerde gümüşten mamüldü.

16. asrın ilk yarısında akyıklara yapılan köşkler teknenin kıçından biraz daha başa doğru orta kıt`ada bulunur. baş tarafla kıç arasında uzun ve yayvan bir şekilde inşa olunuyordu. Bu tip köşklerin pencerelerle kapalı olduğu görülmektedir.

Kıç tarafa doğru ve daha küçük olanlar yüksek bulunmaktadır. Bunların sadece üstleri örtülüdür. Yanları açık olup üst kenarlarına tenteler konulmuştur. Köşkün üstüne ve köşelerine filandiralar çekilmiştir. Bu kayıklar çift yelkenlidir. Kapalı köşklü olanları yelkenle beraber baş taraflarında üç çifte kürekleri bulunmaktadır. 16. Asrın sonlarında ve 17. Asırda kayık köşklerinin tezyinatı göz alıcı bir güzelliğe erişmiş, altın, gümüş, bağa, sedef ve kıymetli taşlar kullanılmıştır.

1585 yılında İstanbulu ziyaret eden İngiliz seyyah John Sanderson, padişahın kayığını şöyle anlatmaktadır: (bu kayıklar çok süslü ve görülmeye değerdi. Kıç, baştan başa fildişi abanoz denizaygırı dişindendir. Seksen tane seçme kürekçisi vardır. Her kürekte ikşer kişi bulunur. kürekçiler hep beyaz mintan ve kırmızı serpuş giyerlerdi. Padişahın yanına aldığı vükelası müstesna, maiyetindeki dilsizlerler cüceler daima başka bir kayıkta takip ederler)

III. Murad zamanında saltanat kayıklarının köşkleri çini ile tezyin olunuyordu. Padişahın iznik kadısına göderdiği fermanda (...hala hassai hümayunum için müceddeden bina olunmak fermanım olan kayığın kıçı zeyn olunmak için İznikte 2300 kıta çini piruze renk küre lazım ve mühimdir...)

Evliya çelebi hünkar saltanat kayığını tarif ederken (kızıltegaç kayığının kıçında cevahir kubbe altında mücevher taht üzerinde sade cura, zurna ve çifte nara faslı ederek Haliçin tarafeynde olan kat kat yalıları bağ ve bahçeleri, tersaneleri temaşa ederek giderlerdi...) demektedir.

Geçen asırda saltanat kayıklarının tezyinatında avrupa tesirleri görülmeye başlanmıştı. II. Mahmudun ve haleflerinin kayıklarının köşkleri altın yaldızlarla süslü direkler üzerinde tutturulmuş zarif kubbeler halinde yapılırdı. Direklerin arasına ipekli kumaştan perdeler asılır, sedir bulunan köşk içine sonradan kanepeler konuldu.

19. asırda memleketimizde bulunmuş Amerikan elçisi, İstanbul kayıklarına hayran olmuş ve Osmanlı hükümdarlarının saltanat kayıklarile, Venedik doçlarının saltanat kayıklarını, Kleopatrayı Nil üstünde gezdiren süslü tekneyi mukayese ederek, üstünlüğü bizim kayıklarımıza vermişti.

(...Selimlerin, Muradların ve Mehmedlerin boğazı geçişlerindeki şahane hal hiçbir saltanat kadırgasında yoktu. Padişahın kayığı bir yaldız ve parıltı kütlesiydi. Güneşte büsbütün ışıldıyordu. Edalı iniş çıkışlarile suya vuran nefis pırıltıları adeta ruhlandırılmış şairane bir varlık halindeydi.)

Osmanlı hükümdarları, saltanay kayıklarile İstanbul sularında merasimle tenezzühe çıkarlardı. III. Selim zamanında İstanbulda bulunan bir yabancı sanatkar, hükümdarın saltanat kayığı ile boğaziçine çıkışını şöyle nakletmektedir:(...sandalye namında altı büyük sandal mevkibi hümayuna yol açar, bunlara 150`ye varan hademerl biner, sağ ve solunda giden iki sadalada haseki ağalar rakip olurlar. Ellerinde tuttukları değneklerle vasıtalara emirler verirler.

Hademerlin sandallarından sonra (sarık sandalya) denilenbir sandal gelirki buna (destanı hümayunu) nakle memur olan kimse biner, sarık sandalyanın arkasında altı kayık yürür. Bu kayıkların herbirinde (mabeyinci) bulunur.

Padişaha mahsus olan kayıklar iki tanedir. İkisindede üç fenerli, som gümüşten parmaklıklarla çevrilmiş dört sütun üzerine oturtulmuş bir köşk vardır. Bu köşkler, uçları gayet mükellef sırma işlemeli ve ince, halis incilerle süslü fistonlardan müteşekkil saçaklı kırmızı çuhadan yapılmıştır.

Padişah bu kayıklardan birinde oturmuş, görünür. Köşkün haricinde bostancıbaşı bulunurki, dümen tutar. Köşkün içerisi som gümüşten biş parmaklıkla bölünmüştür burayı huzrda olan üç zat işgal ederler.

Hünkar kayığında bostancıların teşkil ettikleri iki sıradan her birinin ortasında iki (başçuhadar) bulunur, bunlardan biri bir iskemle tutarlarki, padişah karaya çıkışında ata binmek için buna basar. İkinci hünkar kayığıda fevkalade müzeyyendir. Baş ve kıçlarından tefrik olunur. Bu kayıkta padişahın kılıcın nakle memur olan silahtarağa bulunur. padişah dönüşünde arkadan gelen bu kayığa biner. Karadan denize her intikalinde kayık değiştirir.

Kafileye dahil olan diğer kayıklara harem ağaları binerler,bunların başında kızlarağası bulunur. ağa kayıkta gurur ve rehavetle yaslanarak oturur.

Padişahın geçtiğini kızkulesinden atılan toplar ilan eyler,bu geçiş esnasında kulenin zemininde bostancılar dizilerek ve iki kat iğilerek hükümdarı selamlar...)

Hükümdarların kayıkları, tersanede inşa edilir, Sarayburnu kayıkhanesinde Dolmabahçede muhafaza edilirdi.

Hükümdarların köşklü saltanat kayıklarından madaa muhtelif kürek adedinde piyadeleri filikalarıda olurdu.

Bu kayıklardan köşksüz olanlarında yaz günleri üstü al canfes şemsiye kullanılırdı. Sultanların, saray kadınlarının, saray mensublarınında rütbelerine göre kürek adetleri bulunan piyadeleri bulunurdu.

Bugün deniz müzemizde gerek inşa tarzları, gerek devirleri ve taşıdıkları tarihi hatıralar bakımından dünyanın en güzel ve enteresan kayıkları mevcut bulunmaktadır.

Üzeri fildişi, bağa, gümüş, sedef tezyinatlı muhteşem köşk ile saltanat kadırgası dünyanın en muhteşem teknesidir. 19. Asırda Osmanlı hükümdarları köşklü saltanat kayıklarile, muhtelif tipteki piyadeleriyle deniz müzemiz dünyanın en zengin kayık koleksiyonuna maliktir.
  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 13
    Tıklama: 166
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=