osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

amasya andlasmasi

AMASYA ANDLAŞMASI
Osmanlı Devleti ile İran Safevî Devleti arasında yapılan ilk yazılı andlaşma. 29 Mayıs 1555’de yapılan bu andlaşma ile Osmanlı-Safevî savaşları sona erdi.


Esasen şiî îtikâdında olan ve Ehl-i sünnet îtikâdına sâhib Osmanlılara ters düşen Safevîler, ayrıca, Bizans taklitçisi hıristiyan devletlerin kışkırtmalarıyla uzun müddet Osmanlı’yı meşgul etmiştir. Osmanlı ordusu ne zaman Avrupa üzerine bir sefere çıksa, Safevîler derhâl arkadan vurarak cihâdına mâni oluyordu. Bu sebeble Osmanlı Devleti batıya yaptığı her seferden sonra bir de Safevîler üzerine sefer yapmak mecburiyetinde kalmıştı. Bu hâl, ilk iki halîfeye, Eshâb-ı kirama ve Ehl-i sünnet müslümanlara şiddetli düşmanlık yapan İran Safevîlerine karşı Yavuz Sultan Selîm Han’ın 28 Nisan 1514 senesi Cuma günü îlân-ı harb beyannâmesini göndermesiyle başladı. Bu mücâdeleler, Amasya andlaşmasına kadar 41 sene devam etti.

Kânûnî Sultan Süleymân Han zamanında devam eden savaşlar neticesinde, Osmanlı ordusu 1534’de Tebriz’i, 1535’de Bağdâd’ı aldı ve mücâdele gittikçe şiddetlendi. Bu sıralarda Osmanlı Devleti Avusturya ile yeniden savaşa girmişti. Şah Tahmasb, bunu fırsat bilerek elinden çıkan yerleri geri aldı. 1548’de İran üzerine sefere çıkan Kânûnî, Tebriz’i ve işgal edilen Van kalesini tekrar geri aldı. Kânûnî’nin karşısına çıkamayan Şah Tahmasb’a, Kânûnî, yazdığı bir mektubda şöyle diyordu. “... İmdi mertlik dâvası edenlere namertlikte zen gibi (kadın gibi) meydandan kaçıp, muhtefî olmak (saklanmak) düşmez!..” Osmanlı ordusu İstanbul’a döndükten sonra Şah Tahmasb yeniden ortaya çıkıp, Erciş, Adilcevaz, Bargir ve Ahlat kalelerini ele geçirmek için çalışırken oğlu da Erzurum taraflarını vuruyordu.

Kânûnî Sultan Süleymân Han 1553 senesi Ağustos ayında İran üzerine yeni bir sefere çıktı. Kışı Haleb’de geçirip, Diyarbekir, Erzurum ve Kavi yoluyla İran’a girdi. Şah Tahmasb yine ortada görünmedi. Netîcede Nehcevan, Revan ve Karabağ tarafları zabtedilerek Erzurum’a dönüldü. Kânûnî Erzurum’da iken Şah Tahmasb’ın bir elçi ve mektub göndermesi üzerine savaş durduruldu. Kânûnî Amasya’ya geçince, Tahmasb ikinci bir elçi göndererek andlaşma istedi. Bu teklif üzerine 29 Mayıs 1555’de Amasya andlaşması imzalandı.

Amasya andlaşması maddeler hâlinde şöyle idi:

1- Son olarak Osmanlı’ya geçen Ardahan, Zavşat (Arpaçay) ve Göle dolayları Osmanlısınırlarında kalacaktır.

2- Andlaşma İran tarafından bozulmadıkça, Osmanlı sınır kumandanları şartlara uyacak ve ihtilâf çıkaracak herhangi bir hâdiseye sebeb olunmayacaktır.

3- İran hacıları ziyaretlerini serbestçe yapacaklar.

4- Safevîler bütün halîfelere hürmetkar olacaklar. Taassub ile hareket etmekten vazgeçecekler.

Şiî Safevîlerin Osmanlıları üzen ve hiddetlendiren çirkin vasıflarının başlıcası; müslümanların iki gözbebeği olan ilk iki halîfe hazret-i Ebû Bekr ve hazret-i Ömer’e iftira ederek dil uzatmaları idi. Osmanlı târihinde “Şeyhayna sebbü şetm” ifadesiyle bahsi geçen bu mes’ele, Ehl-i sünnet itikadında olan hakîkî müslümanları pek ziyâde üzüyordu. Kânûnî Sultan Süleymân Han şiîler ile savaşmak üzere İran seferine çıkarken, bu husustaki duygularını dile getiren bir gazel yazmıştı. İslâm’a destek olup onu duyurmanın Osmanlıya farz olduğunu, bu vazifeyi yapmaktan vazgeçerek oturmanın günâh olduğunu, bu yolda Ebû Bekr ve Ömer’in (r. anhümâ) dâima rehber olup yol gösterdiklerini, bu sebeple onlara düşman olanların üzerine asker çekmek gerektiğini aşağıya aldığımız gazelinin bir bölümünde açıkça söylemekten kendini alamamıştır.

Amasya andlaşması, Şah Tahmasb’ın 1576’da ölümüne ve İran’da karışıklıkların çıkmasına kadar, tam 21 sene yürürlükte kaldı.

Bize farz olmuş iken olmamuz İslâm’a zahir,
Nice biz oturalum bunca günâhı çekelüm,

Umarum rehber ola bize Ebû Bekr ü Ömer,
Ey Muhibbî yörüyüp, şarka sipahi çekelüm.
  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 5
    Tıklama: 78
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=