osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

asik pasazade

ÂŞIK PAŞAZÂDE
On beşinci asır Osmanlı tarihçilerinden. İsmi, Ahmed bin Şeyh Yahyâ bin Selmân’dır. 1400 senesinde Amasya’nın Elvan Çelebi köyünde doğdu. Âşık Paşa’nın neslinden geldiği için Âşıkpaşazâde ismiyle tanınmıştır. Hayâtı hakkında fazla bir bilgiye kaynaklarda rastlanamamıştır. Kendi ismi ile anılan eserinden elde edilen bilgilere göre, Fetret devrinde, Çelebi sultan Mehmed Han’ın Mûsâ Çelebi’ye karşı gönderdiği orduya katıldı. Yolda hastalanarak Geyve’de ilk yazılı Osmanlı târihinin müellifi olan Yahşi Fakih’in evinde istirahat için kaldı. Bu istirahatı sırasında Yahşi Fakih’in eserini okuma fırsatını elde etti.


Yine târihinden anlaşıldığına göre, Âşıkpaşazâde Anadolu ve Rumeli’de bir çok seferlere katılmıştır. 1437 senesinde hac için çıktığı yolculukta Konya Sadreddîn-i Konevî Tekkesi’nde bulunan şeyh Abdullah Makdisî’deri manevî ilimleri öğrendi. Mısır’da Seyyid Ebü’l-Vefâ hazretlerinin derslerinde bulundu. 1438 senesinde hacdan döndükten sonra, Rumeli sancak beylerinden İshak Bey’in himayesine girdi ve Üsküp’e giderek birlikte akınlara katıldı. Aynı sene sultan İkinci Murâd Han’ın Macaristan seferinde bulundu ve sefer dönüşü Edirne’ye yerleşti. 1448 senesinde yapılan İkinci Kosova savaşına da iştirak eden Âşıkpaşazâde yaşlılığına rağmen muhârebe meydanında kahramanca ceng etmiştir.

1453 İstanbul fethinde zamanın evliyâsı ile birlikte hâzır bulundu. Fetihten sonra İstanbul’a yerleşerek talebe yetiştirmekle uğraştı. 1457’de Fâtih Sultan Mehmed Han’ın oğulları Bâyezîd ile Mustafa’nın Edirne’de yapılan sünnet merasiminde davetli olarak hazır bulundu ve Sultân’ın ihsânına nail oldu. Aynı sene Sultan’la birlikte Ballıbadra seferine katıldı. Seksen yaşından sonra, meşhur târih kitabını yazmaya başladı. Vefât târihi bilinmeyen Âşıkpaşazâde, doksan yaşlarında iken İstanbul’da vefât etti. Kabri, kuvvetli ihtimâle göre kendisinin yaptırdığı Âşıkpaşazâde Câmii’nin bahçesinde bulunmaktadır.

Âşıkpaşazâde’ye eserini yazma fikri, ilk defa Yahşî Fakih’in evinde geldi. Ankara savaşına kadar olan kısmı, Yahşî Fakih’in eserinden aktarmıştır. Geri kalan kısmı da bizzat duyup gördüğü şekilde yazmıştır. Eser ilk defa İstanbul Arkeoloji Müzesi kitaplığındaki nüsha esas alınarak 1914’de İstanbul’da yayınlandı. Daha sonra tenkitli ve on bir nüshası karşılaştırılarak 1928-29’da tekrar neşredildi.

Menâkıb adını verdiği târihi Âşıkpaşazâde Târihi ismiyle meşhurdur. Açık ve anlaşılır bir dille yazılan eserin, devrinin sosyal, psikolojik hayâtını, îmanlı ve mefkûreci ruhunu kuvvetle aksettiren bir hususiyeti vardır. Tertip ve üslûb bakımından devrinin hikâye ve siyer kitaplarına benzemektedir. Eserin muhtelif yerlerine sık sık ilâve edilen manzum parçalar, san’at bakımından değer taşımaz. Eserin en son baskısı H. Nihal Atsız tarafından yapılmıştır.

  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 29
    Tıklama: 73
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=