osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

ilk osmanli karmanoglu savasi




Sultan Murâd Han’ın Balkanlardaki gazâ ile meşgul olduğu bu yıllarda Karamanoğulları Beyliği’nin başında Alâüddîn Ali Bey bulunuyordu. Bu zât 1381’den önce Murâd Han’ın kızı Melek Hâtun’la (Nefîse Sultan) evlenmiş ve bu suretle Osmanlılarla akraba olmuştu. Fakat Osmanlı Devleti’nin kuzeyden Ankara ve daha sonra Akşehir’i ve batı tarafından Yalvaç, Karaağaç, Beyşehir ve Seydişehir’i alarak Karamanoğullarıyla komşu olmaları ve Rumeli’den başka Anadolu’da da genişlemeleri, Alâeddîn Bey’i korkutmuştu. Bundan dolayı, sultan Murâd’ın Hâmidoğulları Beyliği’nden satın aldığı şehirleri kendisi almak istiyor ve bu maksadını gerçekleştirmek için Osmanlı hükümdarı Sultân-ı Muazzam Murâd Han’ın Rumeli’de meşgul olmasını bekliyordu. Bunun için de Balkanlarda hüküm sürmekte olan prens ve kralları Osmanlılara karşı kırşkırtmaktan geri durmuyordu.

Nitekim Osmanlı ordusunun Rumeli’de bulunmasından istifâde düşüncesiyle harekete geçen Karamanoğlu Alâeddîn Bey, 1386’da taarruza geçerek batı hududunda Hâmidoğullarından satın ahnan ve Osmanlılara âid olan Beyşehir ve havalisini işgal etti. Karamanoğlu’nun Osmanlı topraklarına tecâvüzünü Edirne’de haber alan sultan Murâd’ın, etrafındakilere şöyle dediği rivayet edilir:



Şu ahmak zâlimin yaptığına bakın hele! Ben din gayretiyle Allah yolunda bir aylık mesafede kâfirler içine girdim, ömrümü gece-gündüz gazâya verdim, çok mihnet ve sıkıntı çektim. Hâlbuki o gelip müslümanları yağmaladı. Söyleyin ey Gâziler!.. Ben cihâdı bırakıp da ehl-i İslâm’a nasıl kılıç çekeyim?


Fakat kâfirin ekmeğine yağ süren hainliği cezalandırmak ve bir daha bu nevî hareketlere girişilmemesini te’min etmek gerekiyordu.

Hazırlıklarını tamamlayan Murâd Han, Rumeli’de vezir Çandarlı Halîl Hayreddîn Paşa’yı bırakıp, onun oğlu kazasker Ali Çelebi’yi vezir yaparak yanına alıp Anadolu’ya geçti. Yanında Osmanlı kuvvetleri ile birlikte; Bizans imparatoru, Sırp despotu, Kötendil Sırp beyinin ve Saraç Tatarlarının muahede mucibince vermeyi taahhüd ettikleri askerler, Osmanlı himayesinde bulunan Candaroğulları Beyliği kuvvetleri de vardı. Kışı Bursa’da geçirdikten sonra Karamanoğlu’nun üzerine yürüdü. Bu arada sulh isteğiyle gelen bir elçinin Karamanoğlu’ndan; “Barış istersen barışalım, olmazsa benim de senin kadar kuvvetim vardır, cenk ederiz” haberini getirdi. Bunun üzerine Murâd Han; “Var Karamanoğlu’na di. Var kuvvetin bâzûsına getürüp her ne sözi ve hüneri varsa idüp er olsun, erlik gostersün. İşi bir yana idelüm dedi. Bana her yıl gazâya mâni olmaya kasdider. Mâni-i gazâya gazâ, gaza-ı ekberdir. Bu yıl kâfirle gazâdan kaldık, bari onun şerrini defidelüm” sözleriyle elçiyi geri gönderdi.

Karamanoğlu üzerine yürüyen Osmanlı ordusunun mevcudu yetmiş bin civarında idi. Karamanoğlu Alâeddîn Bey de kendi kuvvetinden başka Turgut, Varsak, Bayburd Türkmenleriyle, Tebrek, Samagar, Barımbay, Çaygazan, Sağa ve Tosboğa tatar kuvvetlerini toplamıştı. Bu kuvvetler, Osmanlı kuvvetlerinin sayıca üstündeydi.

Osmanlı ordusu Karaman hududunu aşıp Konya’ya doğru ilerledi. İki ordu arasında bir konak yer kalınca, savaş tertibatı alındı. Sultan Murâd ordunun merkezinde yer alıp, yaya askerini öne ve süvariyi arkaya koydu. Velîahd şehzâde Bâyezîd’i sol kola verip Fîrûz Bey’i ve Kastamonu askeriyle iki bin Sırp askerini onun kumandasına verdi. Küçük şehzâde Yâkûb Bey’i de sağ cenahın başına verip, Anadolu beylerbeyi Sarı Tîmûrtaş Paşa’yı yanına verdi. Bunlardan başka Karasi, Eğridir kuvvetlerini, Saraç Tatarlarıyla Köstendil askerini de bu kolda görevlendirdi. Kara Tîmûrtaş Paşa, Rumeli askeriyle merkezde Pâdişâh’ın yanında yer alırken, diğer bir Tîmûrtaş Bey de ardçı olarak görevlendirilmişti.

Karamanoğlu Alâüddîn Bey de ordusunun merkezinde durup Samagar, Çaygazan, Barımbay, Tasboğa tatarlarını sol kola, Varsak Türkmenletini de sağ kola koymuştu.

Konya önlerinde meydana gelen şiddetli muhârebede, Karamanoğlu’nun toplama aşiret kuvvetleri Osmanlıların talimli, tecrübeli ve muntazam kuvvetleri karşısında darmadağın oldu. Alâüddîn Bey ordugâhını terk ederek Konya’ya kaçtı. Bu muhârebede büyük gayret gösteren ve her tarafa yetişen velîahd şehzâde Bâyezîd’e, Yıldırım ünvânı verildi. Ordu, yoluna devam ederek Alâüddîn Bey’in sığındığı Konya’yı kuşattı. Kısa zaman sonra mukavemet imkânının kalmadığını anlayan Alâüddîn Bey, sultan Murâd’ın kızı olan zevcesi Melek Hâtun’u şefaatçi gönderip sulh istedi. Bilâhare Osmanlı ordugâhına gelip kayın babasının elini öpünce iş tatlıya bağlandı. Alâüddîn Bey bir daha Osmanlılara saldırmayacağına, seferlerinde asker yardımında bulunacağına dâir söz verdi. Bu şekilde Karamanoğullarının da Osmanlı hâkimiyetini tanıması, batıda olduğu gibi doğuda da sultan Murâd Han’ın itibârını arttırdı. Bir müddet sonra Konya’dan ayrılıp Beyşehir üzerine giden sultan Murâd, bir kaç günde orayı aldıktan sonra, Bursa’ya döndü (1387).

  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 11
    Tıklama: 175
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=