osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

sultan murad in olumu



Murâd Han ve Çandarlı Ali Paşa, Bulgaristan taraflarıyla meşgulken, Osmanlı himayesini kabûl etmesi için haber gönderildiğinde red cevâbı veren Kosova tekfurunun üzerine, akıncı kumandanlarından Yaralı Doğan Bey kumandasında bir kaç bin kişilik kuvvet sevkedilmişti. Doğan Bey Kosova tekfurunun idaresindeki toprakları baştan başa vurup çok mikdârda esir alarak düşmanı manevî olarak çökertti. Bu arada Tîmûrtaş Paşazade Yahşî Bey de Sırp memleketlerine bir akın düzenlemek istemişse de, Balkanlı hıristiyanların ittifak hareketini geniş çapta tamamlamaları sebebiyle, Murâd Han bütün Osmanlı kuvvetlerinin kendi kumandası altında birleşmesini emrettiğinden, akın hareketini durdurdu.

Bulgaristan hareketini hâlleden vezîriâzam Ali Paşa, Yanbolu’ya dönerek Murâd Han’ın kuvvetlerine katıldı. Bu arada bir müddet önce hacca giden tecrübeli akıncı kumandanı Evrenos Bey’in dönüp orduya katılması, askerin maneviyâtını yükseltti. Osmanlı kuvvetleri düşman üzerine yürüdü. Bu sırada Sırp elçisi, meydan okuyup muhârebeye hazır olduklarını bildirdi. Elçinin hakîki geliş sebebi Osmanlı ordusunun vaziyetini öğrenmekti. Elçi geri gönderildikten sonra, harb meclisi toplandı. Evrenos Bey’in tavsiyesiyle düşmandan evvel varıp iyi yer tutmak üzere ileriye gidilmesine karar verildi ve Sırp despotu Lazar’ın merkezi olan Priştine’ye doğru yüründü.




Osmanlı ordusu Yanbolu’da Tatarpazarcığı yoluyla Sofya’ya geldi. Güneybatıya sapılarak Köstendil’e gelindi ve bu istikâmette bulunduğu bildirilen büyük haçlı ordusuna doğru yüründü. Önde Gâzi Evrenos Bey ve Paşa Yiğit’in akıncıları gidiyordu. 8 Ağustos 1389’da Priştine’nin güneybatısındaki Kosova sahrasında müttefik haçlı ordusu ile Osmanlı ordusu karşı karşıya geldi. Müttefikler büyük devletler olarak; Macaristan ve Lehistan, ikinci derecede devletler olarak da Sırbistan, Bosna krallığı, Eflak (Romanya), Boğdan (Moldavya), Hırvatistan. Bohemya, Macaristan’a tâbi Arnavutluk prenslikleri kuvvetlerinden meydana gelen 100-150.000 kişilik bir orduya sahipti. Türk ordusu ise; Karaman, Aydın, Menteşe, Saruhan, Hamîd, Teke ve Candaroğulları beyliklerinin yardımcı kuvvetleri de dâhil 60.000 kişi civarında idi.

Sultan Murâd Han, 8 Ağustos 1389’da Berât gecesinin gününde Kosova sahrasında düşmanla karşılaştığında, askeri yorgun olduğundan o gün istirahat vermişti. Fakat o sakin yaz gününde akşam olup karanlık basınca, öyle bir fırtına çıktı ki, ortalığı tozu dumana verdi, kimse kimseyi seçemez oldu. Hava böyle giderse sayıca üstün olan kâfirin işine gelecekti. Bu durumda duâ etmekten başka çâre yoktu.

Sultan Murâd, bu mübarek Berât gecesinde, abdest alıp iki rek’at hacet namazı kıldu Sonra ellerini açıp cenâb-ı Hakk’a göz yaşları içinde şöyle yalvardı:



Ey ilâhî! Seyyidî! Mevlâyî!. Bunca kerre hazretinde duâmı kabul ettin. Beni mahrum etmedin. Gene benim duâmı kabul eyle! Bir yağmur verip, bu zulümâtı ve gubârı (tozu) def edip âlemi nûrânî tul, tâ ki kâfir leşkerini rahat görüp, yüz yüze ceng edelim! Yâ ilâhi! Mülk ve kul senindir. Sen kime istersen verirsin. Ben dahî bir âciz kulunum. Benim fikrimi ve esrarımı sen bilirsin. Mülk ve mal benim maksadım değildir. Hemen hâlis ve muhlis senin rızânı isterim. Yâ Râb! Beni bu müslümanlara kurban eyle! Tek bu mü’minleri küffâr elinde mağlûb edip helâk eyleme! Yâ ilâhî! Bunca nüfûsun katline beni sebep eyleme! Bunları mensur ve muzaffer eyle! Bunlar için ben canımı kurban ederim. Tek sen kabul eyle! Asâkir-i İslâm için teslîm-i ruha razıyım. Tek bu mü’minler ruhuna benim ruhumu feda kıl! Evvel beni gâzi kıldın, âhir şehâdet rûzî (nasîb) kıl! Âmîn!


Çok geçmeden rahmet bulutları peyda oldu. Gelip Kosova sahrası üzerine boşandılar. Rüzgâr dindi. Toz sindi. Göğün yüzü açıldı.

9 Ağustos 1389 sabahı başlayan ve Osmanlı Devleti’nin ilk defa top kullandığı, sekiz saat süren şiddetli bir meydan savaşından sonra, müttefik ordusu hemen hemen tamamen imha edildi. Müttefiklerin mağrur komutanı Lazar da ölüler arasındaydı.

Muhârebenin sonuna doğru artık zafer tamamen belli olunca, Murâd Han, zaferin şükrânesi olarak muhârebe sahasını gezdiği şırada, bir şey söylemek isteğiyle yanına sokulan yaralı Sırp azilzâdesi Lazar’ın dâmâdı Miloş Obiliç tarafından hançerle kalbinden vurularak şehîd edildi. Cenazesi Bursa’ya getirilip Çekirge semtinde bulunan Murâd-ı Hüdâvendigâr Câmii karşısındaki türbesine defnedildi. Şehîd edildiği yere Meşhed-i Hüdâvendigâr ismiyle meşhur bir makam yaptırıldı.

 

Osmanlı devlet idaresi bu sırada önemli bir değişme geçirdi. Çandarlı Hayreddin Paşa hastalanarak 22 Ocak 1387'da öldü ve yerine vezirliğe oğlu Çandarlı Ali Paşa atandı. O zamana kadar tek bir vezir varken, Karaman seferinden sonra bu seferde çok gayreti görülen Kara Timurtaş Paşa'ya da vezir payesi verildi. Böylece Çandarlı Ali Paşa da vezir-i azam payesini aldi.

1388de Balkanlarda yeni bir gaile ortaya çıktı. O zamana kadar vasal devlet hükümdarı olan Sırp Despotu Lazar ve Bosna Kralı Tvrtko, Hırvat prensleri ile Arnavutluk prensleri arasında bir Hristiyan bağdaşıklık cephesi kurdular. Amaçları yeni bir Haçlı Ordusu kurup, Osmanlı Devleti'ni Balkanlar'dan çıkarmaktı. Bu cephenin kurduğu ordunun ilk başarısı 1388 Ploşnik'te küçük bir Osmanlı akıncı birliğini bozguna uğratmak oldu. Bundan cesaret alan Macarlar, Ulahlar ve hatta bir Osmanli uyruğu konumlu Bulgarlar da bu cepheye katıldı.

I. Murat'ın vefatı

Bir ölüm kalım savaşı haline girmiş olan çarpışma ve hükümdara suikast olayı Türk/Osmanlı ve yabancı kaynaklarda çok farklı şekillerde anlatılır:

  • Birçok Türkçe kaynakta I. Murat geleneksel olarak savaş alanının dolaşırken Sırp Despotu Lazar'ın damadı olan yaralı Milos'un hançerine hedef olmuş; otağına götürülmüş; ama kurtarılamayarak ölmüştür.

  •  

    Feridun Bey Münşeat adlı eserinde Milos'un Müslüman olmak istediği nedeniyle I. Murat'a yaklaşıp yeninde sakladığı hançerle onu kalbinden vurduğunu bildirir.

     

  • Dimitri Kantemir ise tarihinde I. Murat'ın Kosova savaş meydanını gezerken yerdeki ölülerin çoğunun tüysüz delikanlılar olmasının nedenini sorduğunu; vezirin kendisine Padişahım zaten zafer bundan dolayı bizim olmuştur dediğini; I. Murat'ın ise bu harp meydanında öldürüldüğü hakkında önceki gece gördüğü bir rüyayı anlatmaya başladığını; bu sırada civarda yaralı bulunan bir Hristiyan askerin bu konuşanlar kişilerin padişah ve veziri olduğunu anlayıp onlara hücum edip I. Murat'ın karnına hançerini sapladığını nakleder.

  • Yabancı kaynaklardan özellikle Sırp anlatımlarına göre, ise bir Sırp asılzadesi olan Milos'un görüşme talep ettiği; bunun kabul edilip serbestçe maiyeti ile birlikte I. Murat'in otağında huzuruna çıktığı ve onun üzerine atılıp onu hançerleyip öldürdüğü yazılır.

  • Bu olayla ilgili elde bulunan zamanına ait tek bir yazılı belge ise, Bosna Kralı I. Tvrtko'nun Floransa Senatosu'na gönderdiği 20 Ekim 1389 tarihli bir mektuptur. Bu mektuba göre muhaberenin başlarında Sırp ağır süvarilerinin bir hücumunda 12 kişilik bir grup Osmanlı ordusunu yarmayı başarmış ve bu 12 soylu süvariden biri I. Murat'ı öldürmüştür.

 

  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 11
    Tıklama: 188
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=