osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

ahmet riza

AHMED RIZÂ
İttihâd ve Terakkî cemiyetinin ve Jön Türkler hareketinin ileri gelenlerinden. Birinci Meşrûtiyet’in Âyân meclisi âzasından olan ve Konya’nın Ilgın kazasında sürgünde ölen, İngilizce bildiği ve Kırım harbinde İngilizlerle yakından ilgilendiği için İngiliz Ali Bey diye meşhur bir zâtın oğludur. Annesi ise, Avusturyalı bir kadındır. 1859 yılında İstanbul’da doğdu, 1930 yılında yine burada öldü.

osmanli donemi ittihatci ahmed
Ahmed Rızâ, ailesinden Avrupâî bir eğitim gördü. Galatasaray lisesini bitirdikten sonra Fransa’ya gitti ve zirâat tahsîli yaparak Türkiye’ye döndü. Bursa maârif müdürlüğü vazifesine tâyin edildi. Bu sırada İbrâhim Temo, Abdullah Cevdet gibi kişilerin tıbbiye talebesi iken gizlice kurdukları, daha sonra İttihâd ve Terakkî cemiyeti adını alan İttihâd-ı Osmânî cemiyetine üye oldu. 1884’de merkezi Paris’te olan Societe des Positivistes’e (Pozitivistler birliğine) üye olarak, onların fikir ve görüşlerini yeni Türk fikir hareketinin parolası hâline getirmeye çalıştı. 1889’da Fransa ihtilâlinin yüzüncü yıl dönümü sebebiyle Paris’te açılan meşhur sergiyi gezmek bahanesiyle Avrupa’ya gitti. Yurda dönmeyerek Jön Türkler hareketinin başına geçti. Hayranı olduğu Fransız filozofu Auguste Komte’un “Pozitif bilimden başka bilim yoktur. İnsanlığa, hiç bir insan üstü varlığa dayanmayan ve insan sevgisinden doğan yeni bir insanlık dîni gereklidir. Bu din pozitif (müsbet) sebeblerin üzerine kurulmalı, teolojiye (dînî ilimlere) olduğu kadar metafiziğe (akıl üstü) de sırt çevirmemelidir. İnsanlık dîni nereden geldiğimizi ve nereye gideceğimizi düşünmeden, kısa hayâtımızı daha yaşanılır bir hâle (pozitif hâle) koyacaktır. Bu ise birbirimizi sevmekle, birbirimiz için yaşamakla gerçekleşecektir. İnsanlığı, bir insanı sevdiğiniz gibi seviniz” diyerek peygamberleri ve vahyi inkâr eden, İslâm kardeşliğini ve İslâmiyet’in cihâd emrini yok sayan felsefî fikirlerini yaymaya çalıştı. Avrupa’daki teşkilâtın adını, Auguste Komte’un pozitivist felsefesinin parolası olan “Nizâm ve Terakkî” koymak istedi.

Mâcerâ arayan veya herhangi bir sebeble menfaat yüzünden, İkinci Abdülhamîd Han’ın idaresine, “Kahrolsun İstibdâd” diyerek, İngilizlerin ve Fransızların teşvik ve desteğiyle Osmanlı Devleti ve İslâmiyet aleyhinde faaliyetler gösteren Jön Türkler, bu ismi kabul etmeyip, İstanbul’daki İttihâd-i Osmânî cemiyetinin ittihâd’ının da bu cemiyetin isminde yer almasını istediler. Böylece İstanbul’dakilerin ittihâd’ı ile Ahmed Rızâ’nın terakkî’si bir araya getirilerek İttihâd ve Terakkî cemiyeti hâline geldi. Cemiyetin başına geçen Ahmed Rızâ, Paris’e tahsil için gönderilmiş, fakat oraya yollanış gayelerini unutan ve kendilerine Jön Türkler adı verilenlerle birlikte Meşveret gazetesini çıkarmaya başladı. Çeşitli yollardan yurda gizlice sokulan bu gazeteyi bir ara Osmanlı İdâresinin Fransa hükümetiyle olan diplomatik görüşmeleri neticesinde Paris’te çıkaramaz olunca, gazeteyi Cenevre’de neşretmeye başladı. Orada da takibata uğrayınca Brüksel’de çıkarmaya devam etti. Fakat Belçika hükümeti de Osmanlı Devleti’yle olan münâsebetleri sebebiyle gazetenin çıkmasına mâni oldu. Ancak Belçika parlamenterlerinden M. Georges Lorand, gazetenin mes’ûl müdürlüğünü üzerine aldı. Yıkıcı ve bölücü fikirleri yaymağa devam etmesi sebebiyle Ahmed Rızâ Belçika’dan, 1897 senesinde sınır dışı edildi. Şahsî geçimsizliği ve sâdece pozitivist fikirlere îtibâr etmesi sebebiyle Jön Türkler arasında bölünme oldu. Bir kısmı İstanbul’a döndü. Ahmed Rızâ ise, Avrupa’daki grubun başında kaldı. İkinci Meşrûtiyet’in îlân edilmesine kadar hayranı olduğu Auguste Komte’un pozitivist fikirlerini yaydı ve sultan İkinci Abdülhamîd Han aleyhindeki faaliyetlere devam etti.

1908 yılında İkinci Meşrûtiyet îlân edilince, İstanbul’a döndü. İttihâd ve Terakkî partisinin önemli kişileri arasında ilk Meb’usan meclisine İstanbul’dan milletvekili seçildi ve Meb’ûsan meclisi başkanı oldu. Bir müddet sonra Âyân meclisi üyeliğine getirildi. Hareket ordusunun İstanbul’u işgali ve İkinci Abdülhamîd Han’ın tahttan indirilmesinden sonra, Meb’ûsan meclisinin toplandığı Çırağan Sarayı’nda çıkan bir yangın sebebiyle îtibârını kaybetti. İttihâd ve Terakkî partisi liderlerinden fikirce ayrılmış olan Ahmed Rızâ, Birinci cihân harbi sonunda pâdişâh Mehmed Vahideddîn Han tarafından Âyân meclisi başkanlığına getirildi. Mütâreke devrinin ilk günlerinde bâzı hareketleri sebebiyle Âyân meclisi başkanlığından uzaklaştırıldı. Tekrar Paris’e gitti. İstiklâl harbi sona erince İstanbul’a döndü, ömrünün son yıllarını, kendi köşesinde hiç bir şeye karışmadan geçirdi. Başkalarını hor ve hakir gören, kibirli ve inadçı olduğu kadar geçimsiz bir kişiliğe de sâhib olan Ahmed Rızâ, 1930 yılında İstanbul’da Şişli Etfâl Hastahânesi’nde öldü.

Patri gazetesinin muhabirine; “Şarkta Hıristiyanlar, müslümanlardan daha ziyâde mağdur, mahkûm ve mazlumdur. Ben onların da müsâvî (eşit) haklara kavuşmaları için çalışıyorum. Fırka ise (İttihâd ve Terakkî fırkası) bilakis müslümanların taassubunu tahrik ederek hıristiyanları mahkûm bırakmak istiyor” diyen Ahmed Rızâ, bir İslâm düşmanı olduğunu belirtmekten geri kalmamıştır. Şerâfeddîn Mağmûmî’nin Hakîkat-i Hal isimli eserinde, “İttihâd ve Terakkî cemiyeti, ihtilâlden sonra dahi geniş ölçüde mason ve yahûdî karakterini muhafaza etmiştir. Bunun te’sirinin mühim bir netîce ve misâli olarak Meclis-i meb’usan reisi Ahmed Rızâ Bey’in yemîn sırasında, anayasanın koyduğu “Allah” kelimesini kullanmayı reddettiğini gösterebiliriz” diyerek, bu düşüncede olanların inançsızlığını ortaya koymuştur.

Ahmed Rızâ, gayesini tahakkuk ettirmek için bâzı eserler yazmıştır. Fransızca ve Türkçe olan bu eserlerden bâzıları:

1- La Crise de L’Orient (1907), 2- Tolerence Musulmane (1897), 3- La Faillite Morale de la Politique Occidentale en Orient (1922), 4- Hâtırât, 5- Vazife ve Mes’Ûliyet (Paris-1324), 6- Lâyihalar (Londra-1312).

¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾

 1) The Young Turks (E. E. Ramzsaur Prencefon Üniversity press, 1957); sh. 27 v.d.

 2) Young Turkey (Karl Blind, Fortnightly Review LXVI, 1986); sh. 836

 3) Les Penseurs de l’İslam (Cana de Vaux, Paris 1921); cild-5, sh. 159

 4) Constantinople aux derniers Jours d’Abdülhamid (Paul Fesch, Paris-1907); sh. 335

 5) Turkey And The Eastern Question (S. Macdonald, Londra-1913); sh. 54

 6) Ahmed Rızâ Bey’in Hâtıraları (Neşr. H. Şehsuvaroğlu: İstanbul-1950)

 7) İnkılâb Târihimiz ve İttihâd ve Terakkî (E. Kuran, İstanbul-1948); sh. 68

 8) İttihâd ve Terakkî Cemiyeti’nin Teşekkülü ve Hidemât-ı Vataniye ve İnkılâb-ı Millîye Dâir Hâtıralarım (İbrâhim Temo, 1939); sh. 61

 9) Jön Türklerin Siyâsî Fikirleri (Şerif Mardin, İstanbul-1983)

10) Hakîkat-i Hal (Dr. Şerâfeddîn Mağmûmî, İstanbul-1330)

11) İnkılâb Târihimiz ve Jön Türkler (E. Kuran, İstanbul-1945); sh. 27,

12) Modern Türkiye’nin Doğuşu (Bernard Lewis, Ankara-1984); sh. 195

13) Osmanlı İttihâd ve Terakkî Cemiyeti ve Jön Türklük (Ş. Hanioğlu, İstanbul-1983); sh. 226 v.d.

  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 10
    Tıklama: 35
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=