osmanli devleti derin tarihi,osmanli korsanlari,osmanli valide sultanlari,unlu turk denizcileri,osmanlida denizcilik osmanli sultanlari ile ilgili hersey,osmanli derin gecmisi,savaslari,osmanli kronolijisi,osmanli tarihi,harem entrikalari,osmanli ansiklopedisi,anadolu selcuklu devleti,osmanli devleti tanitim sitesi


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

turgut reis




Turgut Reis, Trablusgarp fatihi olarak anılan ünlü Türk denizcisi ve korsanı Trablus beyidir.


Osmanlı Devletinin Menteşe (Muğla) Sancağı'na bağlı Seroz(Saravuloz) Köyü'nde, tahminen 1485 yılında doğdu. O dönemde Bodrum Kalesi halen Rodoslu St.John Şövalyeleri'nin elindeydi ve Bodrum yarımadasının kıyıları hıristiyan korsanların yağmasına açıktı. Bu risk nedeniyle Türk yerleşimleri çogunlukla kıyıdan uzak yerlere kuruluyordu. Seroz da bir dağ köyüydü ve ahalisi geçimini denizden sağlamıyordu. Turgut Reis'in babası da Veli isminde bir çiftçiydi. Buna rağmen, Menteşe yöresi gençlerinin çoğu gibi Turgut'un hayyallerini de yiğit bir deniz gazisi olmak süslerdi. Gençliğinde cirit, güreş ve ok atmada gösterdiği ustalık ve cesaretiyle çevrede tanınıp Menteşe kıyılarından levent toplayan Hızır Reis'in adamları tarafından seçilerek, Cezayir leventleri arasına alındı. Pek çok muharebelerde cesaret ve silahları kullanmadaki maharetiyle büyük kahramanlıklar gösterip, Barbaros’un takdirini kazandı ve reis oldu.

Preveze Deniz Zaferi'nin kazanılmasında büyük hizmetleri görüldü. Muharebe sırasında harp hattının gerisinde ihtiyat filosuna kumanda etti. Harbin en şiddetli zamanında, yerinde yaptığı çevirme ile Andrea Doria'yı geri çekilmeye mecbur etti. Geri çekilen düşmanı takip ederek pek çok gemiyi zaptetti.

Akdeniz'in hıristiyan yakasında Dragut adıyla tanınan Turgut Reis'in yağma seferleri, kralların da gündemindeydi ve kendisini etkisiz hale getirmek üzere birkaç defa takip filoları oluşturuldu. Kendisine bağlı 8 gemilik şahsi filosuna komuta eden Turgut Reis, bu küçük çatışmalatdan zaferle ayrıldı. Ancak, 1540’ta Salih Reis ile beraber Akdeniz’deki korsan gemilerine karşı açtıkları mücadele günlerinde, Korsika’da gemisini yağlarken, 15 kadar gemiyle ani bir baskın yapan Giannettino Doria tarafından yakalanarak gemisinde esir edildi ve forsaya vuruldu. Dört yıla yakın eziyet ve sıkıntı içinde kürek çekti. Daha sonra Cenova'ya götürülüp hapsedildi.


Kendisini kurtarmak amacıyla Barbaros Hayrettin Paşa'nın sunduğu fidye teklifleri geri çevirildi. Ancak Kanuni'nin emriyle Fransa Kralı Fransuva'ya destek vermek üzere 120 parçalık bir donanma ile Marsilya'ya hareket eden Barbaros'un, ani bir şekilde Cenova önlerinde demir atmasıyla; şehir meclisi fidye görüşmelerine yanaşmak zorunda bırakıldı. Şehir, Türk toplarının menzili içindeydi. Bazı kaynaklara göre o sırada açık denizde olan, Turgut Reis'in forsaya vurulduğu gemi derhal limana çağırıldı ve ünlü amiral, Türk donanmasına teslim edildi.

 

Turgut Reis'i büyük bir sevgiyle karşılayan Barbaros Hayreddin Paşa, dönüşte yedek gemisini ona hediye etti. Zamanla filosunu büyüten Turgut Reis, Batı Akdeniz’de kendini kabul ettirerek Cerbe Adası'na yerleşti. Akdeniz’de düşmana aman vermeyen gazalarının sonucunda, Kanuni Sultan Süleyman tarafından İstanbul’a davet edildi.

Emrinde çalışan Kılıç Ali, Gazi Mustafa, Hasan Reis, Kara Dayı, Kara Kadı gibi kaptanlarla birlikte sekiz gemiyle İstanbul’a gelip, sultana bağlılıklarını arz ettiler. Kanuni Sultan Süleyman, Turgut Reis'e iltifatlarda bulunup Karlıeli Sancakbeyliğini, diğerlerine de yetmişer-seksener akçe ulufeyle, fener taşıma hakkını verdi.

Turgut Reis, bundan sonra bir Osmanlı kaptanı olarak tekrar denize açıldı. İspanyollar, Cerbe Adası'nda kendisini baskına uğrattılarsa da bir dere yatağından gemilerini denize aşırıp Haçlı donanmasının ardına düştü ve büyük bir bozguna uğrattı. Malta Baskını, Manya Zaferi, Selanik limanı önündeki harple kendisini gösterdi.

1548-1550 yılları arasında iki yıl Kuzey Afrika sahillerinde, Müslümanlara yardım etti. Kanuni Sultan Süleyman, Kuran-ı Kerim ile bir kılıç gönderip Trablusgarb’ın fethini istedi. 15 Ağustos 1551’de, Malta şovalyelerinin hakimiyetinde bulunan Trablusgarb’ı fethi, 1552’de Andrea Doria’ya karşı kazandığı Pestiye Zaferi, 1553’te Korsika Adası'nın merkezi Bastia’yı zaptı başarılarından sonra, Trablusgarb Beylerbeyliği'ne getirildi.

Kaptan-ı Derya Piyale Paşa ile birlikte pek çok deniz seferine katılmıştır. 1560’ta Andrea Doria’nın oğlu Giovanni’nin Cerbe saldırısında, Turgut Reis'in Osmanlı donanmasının zafere ulaşmasında çok büyük gayreti görüldü. 1565’te Malta Kuşatması'na katıldı. Bu sırada 80 yaşında olan Turgut Reis, kuşatmada yapılan hatayı belirtmesine karşın büyük bir istekle savaşa katıldı. Ada'nın üç direnek merkezinden en büyüğü olan St. Elmo Kalesi kuşatmasını bizzat yönetti. Gemilerin yelken direklerini söktürerek, kalenin etrafını saran hendek engelini aşmak üzere bir köprü oluşturdu. Kalenin duvarında açılan ve yer seviyesinden yüksekte olan gediğe doğru uzatılan bu köprüyü kullanan leventler, içeri sızmayı denedi. 17 Haziran'da St. Elmo burcunda yapılan bir hücumda, başından yara alarak beş gün baygın yattıktan sonra, 23 Haziran'da şehit oldu. Turgut Reis son nefesini verirken, St. Elmo kalesi Türk hakimiyetine geçmişti. Ancak; Paşa'nın şuuru kapalı olduğu için bu müjdeli haber kendisine açıklanamadı.

 

 

Barbaros Hayreddin Paşa'nın; “Turgut benden yeğdir!” dediği bu deryalar hâkiminin naaşı, Trablusgarp’ta kendisinin yaptırdığı caminin yanındaki türbesine defnedildi. Günümüzde de türbesi, Libyalılar ve onu sevenler tarafından ziyaret edilerek hayır dualarla anılmaktadır.


"Dragut", Avrupalı'ların Turgut Reis'e taktığı lakaptır. Ejderha manasına gelen "Dragon"  ile "Turgut" kelimeleri arasındaki ses benzerliği ve Turgut Reis'in, Akdeniz'in hıristiyan yakasına yaptığı yağma seferleriyle sebep olduğu korku ve dehşet;  "Dragut" lakabının doğmasına yol açmıştır. Batılı kaynaklar, kendisini hala "Dragut Rais" olarak anmaya devam etmektedir.

 

Kanuni Sultan Süleyman'ın

Trablusgarp Beyi Turgut Paşaya Gönderdiği Bir Ferman

Mağrib Trablus begler begi Turgut Paşa’ya hüküm ki hâliyâ sedde-i sa‘âdetime mektûp gönderüp küffâr-ı hâksârın donanma-yı hümâyûnumuz murâcaat ettikten sonra girü sefâyin-i cesâret-ferlerini cem‘iyet tedârükin edüp vilâyet-i mezbûre kasdına teveccüh-i nâ-müveccehleri olduğun bildirmiş siz imdi vilâyet-i Trablus’u sayir memâlik-i mahruse gibi olup re‘âyâ ve berâyâsı ve halk dahi sâyir memâlik-i mahmiye halkı gibidir. Dâ’imâ nazar-ı merhamet-eserim ol. Diyâr-ı celîlü’l-i‘tibâre benzerlerinden hâlî olmayup her vecihle hıfz u hirâsetleri ve a‘dâ-yı dînden anlara vilâyete zarar u gezend erişmemek ehemm-i mehâmdan olmağun ol husûs için tekrâr merâkib-i kevâkib-şümâr techîz ve ihzâr olunup edevât-ı dâr-gir ve ‘asâkir-i düşmen-gîr merg-te’sîr ve meşhûn kılınup mu‘accelen irsâl olunup inşâallahu’l-a‘azz ‘an-karîb erişmek üzere ve râyıla olsanız dahi her vecihle yarar olup tutunması bunda ve devlet-i hümâyuna müte‘allik olan umûrda nice vıfk-ı sadâkat u ihlâs ile bezl-i makdûr ve sa‘y-ı meşkûr zuhûra getirmiş kolumsuz anun gibi kefere-i la‘in ve fecere-i duzah-kemîn donanma-yı nusrat-rehinimiz varup anda mulâkî olmadın vilâyet-i mezbûre üzerine hücûm ederlerse sana gereği gibi mu‘âvenet ve muzâheret etmek için anda olan meşâyih-i Urbâna ve vilâyetin ‘ulemâ ve sulehâ ve a‘yânına ahkâm-ı şerîfe gönderilmiştir buyurdum ki vusûl buldukta anun gibi küffâr-ı mezellet-âsâr hezimet-encâmın hareket-i bî-bereketleri ol cânibe mukarrarlar olursa sen dahi cebelenkte mezkûr olan âsâr-ı diyânet ve hüsn-i istikâmet muktazâsınca bu bâbda hüsn-i tedbîr ve tedârük eyleyüp anda olan kabâyil-i A‘râb ve meşâyih-i ‘Urbân ve sâyir ahâliy-i vilâyet ile hüsn-i ittihâd ve ittifâk üzere yek-dil ve yek-cihet olup ahkâm-ı şerîfe ulaştırıp gereği gibi istimâlet verip eğer Trablus’dur ve eğer ol bâlilerde vâki’ olan mahalleri gecelerde ve gündüzlerde ögat vecihle hıfz u hirâset edip ta‘mîr ve termîme muhtâc olan kılâ‘ dahi ta‘mîr edip yat ve yer arkalarında kusûr koymayıp bi-‘inâyetillâh-ı Ta‘âlâ a‘dâ-yı dîn ve kefere-i la‘înden memleket-i vilâyete ve kılâ‘ ve bıkâ‘a ve nevâhî ve kurâya ve re‘âyâ ve berâyâya zarar u gezend eriştirmeyip ahsen-i vecihle mazzaret ve ifsâdlerin def‘ u ref‘ eyleyip dîn bâbında ve devlet-i hümâyûna mute‘allik olan cumhûr-ı umûrda envâ‘-i mesâ‘iy-i cemîle zuhûra getirip yüz aklıkları tahsîline sa‘y u ikdâm eyleyip mücidd ü mümiddâne olup gaflet ile el‘iyazübillâhi Ta‘âlâ ırz-ı nâmûs-ı saltanata muğâyir vaz‘ sudûrundan hazer eyleyip muhtâc-ı arz olanı bildiresiz ümiddir ki ‘inâyet-i Bârî yâri olup dâyimâ a‘dâ-yı dîn ü devlet münhezim ü makhûr ve evliyâ-yı mülk ü millet muzaffer ü mansûr olmaktan hâlî ve zâyil olmaya.


Trablus-ı Garp Beylerbeyi Turgut Paşa’ya Yetkidir
 

Şu sıralar makamımıza mektup göndermiş saltanat donanması Trablus-ı garpten döndükten sonra, kafirler cesaret edip, gemiler tedarikiyle, anılan vilayete saldırı hazırlığında olduklarını bildirmiştir. Trablus vilayeti ve halkı, diğer vilayet ve halklar gibi korumamız altındadır. Onlara zarar gelmemesi için her türlü tedbire başvurulacaktır. Dolayısıyla, donanma yeniden hazır ol vaziyetine geçirilip, acilen yola çıkarılmıştır. Donanma ulaşmadan herhangi bir saldırı vukuunda, vilayetin Arap şeyhleri, alim, Salih ve ayanlarına bu yönde emir verilmiştir. Donanma ulaştıktan sonra da herkesle adalet hükümleri gereğince davranırız. Tamir ve onarıma muhtaç yerleri onarırız. Vilayet ahalisine zarar ziyan gelmemesi için çaba harcayınız. Saltanat namus ve şerefine – Allah korusun – ters düşen davranışlardan sakınınız. İhtiyaçlarınızı bildiriniz. Ümit ederim ki Allah’ın yardımıyla, daima din ve devlet düşmanları yenik, devlet ve millet için çabalayanlar muzaffer olur.

  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 8
    Tıklama: 73
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=