//-->
osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri


Osmanli Bizim Çektiğimiz Videolar

osmanli-devleti1299 | Osmanli Devleti | osmanli padisahlari | osmanli vezirleri | Osmanli Ansiklopedi Bilgileri

osmanli haberleri


Osmanlı Devleti ilk kapitülasyonu kime verdi?
osmanlı devleti tarih 17.09.2010, 18:27 (UTC)
 

 



Osmanlı Devleti kapitülasyon olarak değerlendirilebilecek ilk antlaşmayı Raguza veya Dubrovnik Cumhuriyeti ile yaptı. Fakat bu antlaşma daha sonraki kapitülasyon antlaşmaları kadar geniş kapsamlı değildi. Ancak yinede bu konuda ilk olma özelliği taşıyordu. Raguza cumhuriyeti Adriyatik denizinin Dalmaçya kıyısında bir yarımada üzerinde yer alan küçük bir devletti. Ana geçim kaynakları deniz ticareti idi.



 



Etraflarındaki güçlü devletlere vergi vererek yaşamını sürdürüyordu. Osmanlı Devleti Rumeli bölgesinde hızla ilerlemeye başladığı bir dönemde ilk antlaşma 1365’te imzalandı.Raguza Cumhuriyeti papadan izin alarak yaptığı bu antlaşma ile bazı ticari imtiyazlar ve korunma hakkı almıştı. 1380 yılında yenilenen antlaşma ile Raguza tüccarları serbestçe Türk limanlarında ticaret yapabilecekler ayrıca Bizans ve Sırp saldırılarından korunacaklardır. Buna karşılık Raguza Cumhuriyeti her yıl Osmanlı Devletine 500 düka altını vergi vereceklerdi. Osmanlı_Raguza ilişkilerinin Orhan Bey zamanına kadar ulaştığı kaynaklarda belirtilmektedir.



 



Daha önce Raguza Cumhuriyeti Sırplara vergi vermekteydi. Mesela Sırbistan’da karışıklıklar çıkması üzerine Hersek Dükası Nikola Altomonoviç 1370’te bu parayı kendisi almak için Raguza Cumhuriyeti’ne saldırmıştı. Osmanlı hakimiyeti Adriyatik kıyılarına kadar ulaşınca Osmanlı himayesini tercih ettiler. Böylece hem Sırp saldırılarından korunacaklar hem de Osmanlı Devletinin ticari imkanlarından faydalanacaklardı.



1444 Varna savaşında Haçlılara kadırga vererek destek oldular. II.Murat bu nedenle Raguza Cumhuriyetinin vergisini iki katına çıkararak onları cezalandırdı.1478 Yılında gönderilen bir ferman ile Raguza tüccarlarından gümrük vergisi kaldırıldı ve buna karşılık yılda on iki bin beş yüz florin vergi vermelerine karar verildi.

 

osmanlı devletinin abd de katıldığı ilk fuar
osmanlı devleti tarih 17.09.2010, 18:24 (UTC)
 




1876 yılı Amerika’nın bağımsızlığını kazanmasının 100. yıldönümüydü. Ülkenin kuruluşunun bu önemli kilometretaşı, tüm dünya ülkelerinin katılımı ile organize edilecek bir fuar ve sergi ile kutlanması planlandı. TURKAVENUE, Türklerin Amerika’da katıldığı ile fuarın tüm detaylarını ortaya çıkardı. Daha önce Osmanlı Devleti’nin ABD’de katıldığı ilk fuarın 1893 yılında Chicago’da Christopher Columbus’un Amerika kıtasını keşfinin 400. yılında gerçekleştirilen ‘World's Columbian Exposition’ olduğunu Araştırmacı Sedat İşçi ortaya çıkarmıştı. Ancak TURKAVENUE bu fuardan 17 yıl önce Osmanlı Devleti’nin, Amerika’da düzenlenen bu fuara katılmak için nasıl hazırlandığını, ne düzeyde katıldığını ve hangi ürünleri sergilediği bilgilerine ulaştı.


Osmanlı Devleti fuar hazırlıklarının yapıldığı 1876 yılında ilk kez Anayasa ile tanışmış, iyice yayılan Bulgar İsyanları ile mücadele etmeye ağırlık vermişti. Osmanlı pavyonun açılması için hazırlıklarının yapıldığı Mayıs ayında bir darbe ile Sultan Abdülaziz tahtan indirilmiş, gözaltında bulundurulduğu Feriye Saraylarında 4 Haziran 1876 günü bilekleri kesilmiş olarak ölü bulunmuştu. Osmanlı hükümeti iç karışıklık devam ederken, uluslararası alanda kendi kültür ve değerlerini tanıtmayı da ihmal etmedi.


Fuarın renkli geçmesi için özellikle Kahire ve İstanbul’dan katılımın olması önemliydi. Tarihi değerleri ve kültürleri itibariyle bu ülkeler fuarda ilgi çekecek pek çok özelliğe sahipti. Amerika’nın Kahire, Tunus ve İstanbul başkonsolosları bu ülkelerden katılım sağlanması için yoğun çaba harcadı.


Osmanlı Devleti’nin Washington temsilcisi Guy d’Aristarchi, Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın fuar davetiyesini İstanbul’da hükümete iletirken, ‘Bu fuar Osmanlı’nın Amerika’ya olan samimi duygularının göstergesi olması’ açısından çok önemli olduğunu söyledi. Ancak fuar sadece samimi duyguların değil, Osmanlı tütününden kahvesine, halısından kilimine Amerikan pazarına tanıtmak için de büyük bir fırsattı.



Hem Osmanlı, hem de Mısır ve Tunus, 1867 yılında Paris’te, 1873 yılında da Viyana’da gerçekleştirilen fuarlarda uluslararası ticaretin tadını almıştı. Üç ülke de Avrupa’daki fuarlardan sonra Amerika’nın davetine icabet etmekte tereddüt etmedi.


40’tan fazla ülkenin temsilci gönderip standlarını açtığı fuar, Philadelphia’da gerçekleştirilecekti. Katılımcılar arasında Avrupa ülkelerinin dışında Orta Doğu’yu temsilen Osmanlı Devleti, Mısır ve Tunus da vardı.


Planları 1870 yılında başlayan fuarın yabancı ülkelerin daveti 1874 yılında başladı. Osmanlı ve Tunus Şubat 1875’te, Mısır Nisan 1875’te davetiyeyi resmen kabul etti. İran başta daveti kabul etti ancak sonra temsilci göndermekten vazgeçti.


The Centennial Exhibition (100. Yıl Fuarı) Philadelphia’da Fairmont Park’ta 10 Mayıs – 10 Kasım 1876 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Fuar başladığında Abdülaziz tahtaydı, bittiğinde Abdülhamit tahtı devralmıştı. Osmanlı Devleti, Philadelphia’da Türk Kahve Evi ve Kapalıçarşı standları ile fuara katılmaya karar verdi. Mısır ve Osmanlı Devleti fuarda aynı büyüklükte mekana sahip olacaklardı. Ancak Osmanlı Devleti’ne fuarda daha sonra daha büyük bir sergi alanı tahsis edildi.


Yabancı ülkelerden fuardaki temsilleri için bir komisyon kurmaları istendi. Bu komisyon Amerika’daki fuar işlerinin takibi ve fuara katılacak firma ve şahısların katılımda organizasyonu sağlayacaktı.


MISIR HİDİVİ’NİN OĞLU HEYET BAŞKANI



Mısır hükümeti Hidiv İsmail Paşa’nın oğlu Prens Muhammed Tevfik’i fuar komisyonunun başına getirdi. Mısır hükümeti fuar için 60 bin dolar bütçe ayırdı. Bu bütçenin 5 bin dolarını komisyon üyelerinin harcamaları için verdi. Mısır fuara 140 valizden oluşan ürün ve eşya ile katıldı. İskenderiye Limanı’ndan gönderilen yaklaşık 35 ton ağırlığındaki fuar malzemeleri 18 Ocak 1876’da Philadelphia’ya ulaştı.


Tunus’un fuardaki temsili sadece Bayındırlık Bakanı Sidi Hussain ve Tunus’taki Amerikan başkonsolosu George Heap tarafından sağlandı. Heap, Tunus’un çok da yaratıcı bir fuar şovuna sahip olacağını düşünmüyordu. 58 ayrı paket ve 7 ton ağırlığındaki fuar malzemeleri fuar açılmadan bir hafta önce Philadelphia’ya ulaştı. Tunus pavyonu Heap’i şaşırtacak derecede organize ve güzeldi.


OSMANLI FUAR KOMİSYONU



Osmanlı Devleti’nin fuara katılımının çok önemli olduğunu Amerika’nın İstanbul Başkonsolosu George H. Boker, organizasyondan sorumlu olan A.J. Goshorn’u bizzat iletmişti. Ancak Mısırlıların aksine Osmanlı’yı temsil eden heyet ürünlerini sergilemede daha az organizeydi. Sergileyecekleri ürünlerin listesini zamanında teslim edemedikleri için fuar katologunda Türk ürünleri yer alamamıştı. Osmanlı Devleti Washington, DC’de diplomatik temsilcileri de olmasına rağmen fuarda gerekli şekilde temsil konusunda sıkıntılar yaşamıştı. Fuardaki temsil ABD’de yaşayan Osmanlı vatandaşlarına ve fahri konsolosa bırakılmıştı. Osmanlı Devleti’nin fuardaki temsilinin başında G. DiAristarchi Bey, İtalyan soylularından Kont Tancrede Della Sala ve Türkiye’nin o dönemdeki New York başkonsolosu August Giese fuar düzenleme komisyonun fahri üyesiydi. Ancak komisyonun tüm yükü o dönemde Washington Büyükelçiliği’nde görevli olan Baldazzi Efendi ve Rustem Efendi’nin omuzlarındaydı.


Ve Osmanlı Devleti’nin fuardaki etkinliği. Osmanlı fuar için oluşturduğu komisyon pek çok sıkıntı ile karşılaştı. Bu sorunlar Osmanlı coğrafyasının büyüklüğü, yetersiz ulaşım imkanları ve komünikasyon sisteminden kaynaklanıyordu. Fuarda sergilenecek ürünlerin Balkanlar’dan, Anadolu’dan, Arap ülkelerinden İstanbul’a gelmesi çok zaman alıyordu. Ağustos 1875’te Osmanlı diplomatı d’Aristarchi Newport, Rhode Island’ta tatildeyken işlerin hızlanacağı yönünde Amerikan hükümetine yazı yazdı ancak fuarın açıldığı 10 Mayıs günü Osmanlı’nın pavyonu hazır değildi. Osmanlı Devleti fuara tam bir çıkarma yaptı. Tam 121 kargo paketinden oluşan 13 tona yakın sergi malzemeleri Mayıs ayı sonunda fuar alanına ulaştı. Bu gecikmede kuşkusuz Osmanlı hükümetinin taht değişikliği, iç kargaşa gibi sorunlarla da boğuştuğu bir başka gerçekti.


Yabancı ve yerel katılımcılar 20 dönüm büyüklüğünde fuarın ana binasında standlarını kurdular. Mısır 5,000 square feet ile en büyük fuar alanına sahip olmasına rağmen, Osmanlı Devleti’nin fuar alanında daha fazla eşya ve ürün sergilendi. 1600’den fazla kişi ve kurum ürün ve hizmetlerini Osmanlı pavyonunda sergileme imkanı buldu.

Osmanlı Devleti’nden sadece İngiltere ve Amerika daha fazla katılımcı firma ve şahsa sahipti.


100. Yıl Komisyonu yabancı katılımcıları coğrafi gruplara göre ayırdı. Gül, tütsü, kokulu ağaçlar, baharatlar, kahve ve tütün kokuları Orta Doğu standlarının olduğu yeri kaplıyordu.



Mısır bölümü antik anıtlarla dolu idi. Mısırlılar tanıtımlarını ‘The Oldest People to the Youngest’ sloganı ile yaptılar.


OSMANLI HOŞGÖRÜSÜ PHILADELPHIA’DA



Osmanlı için ayrılan fuar alanında otantik halılar halkın ziyaretine sunuldu. Halılar sergiye açılırken standın arka tarafında çalışmalar devam ediyordu. Fuarı ilk günlerinde ziyaret edenler Osmanlı standlarında çok fazla bir şey göremeselerde, komşuları Mısır ve Tunus’ta da benzer ürünlerin sergilenmesi ve satılması ziyaretçiler için yeterliydi. Halı, kilim, tekstil ürünleri, deri ürünler ve metal işi ürünler uygun fiyata satıştaydı. Osmanlı’da farklı olan şeylerden biri Makedonya tütünüydü. Ayrıca Osmanlı’daki hoşgörüyü simgelemesi ve azınlıkların ülkede huzur içinde yaşadıklarını göstermesi açısından Filistin’deki Arap Hristiyan türbeleri anlatan eserlere de yer verildi. Fuarı gezenlere Türk kahvesinin ikram edildiği Türk Kahve Evi’ni, Türk ürünlerin sergilendiği dört çarşı çevreliyordu. Çarşı şeklinde dizayn edilen standlarda halı, kılıç, kostüm, kilim gibi geleneksel ürünler sergilendi. Bu fuar nargilenin de Amerika ile tanışmasını sağladı. Özellikle ABD’de sonraki yıllarda içkinin yasaklanması ile nargile daha da yayıldı. Bu yayılma haşhaş tüketimini de körükledi.


Philadelphia’da sergilenen ürünler 36 ayrı kategoriye ayrıldı. Sergilenen ürünlerden dikkate değer olanlar diploma ve bronz madalya ile derecelendirildi. 13,104 ürün değerlendirmeye alındı ve Osmanlı standında yer alan 86 ürün ödüle layık görüldü. Osmanlı, fuarın en fazla değerli ürününe sahip olan ülkesiydi. Mısır 34, Tunus 9 eserle ödüle layık görüldü.


Osmanlı’nın değişik yörelerinden fuara getirilen zeytinyağı juri tarafından takdire değer görüldü. Ayrıca ipek kozası da sıradışı liyakat ödülü ile ödüllendirildi. Halı ve kilimler övgü aldı.


Tunus ve Mısır’da getirilen silahların sanatsal olarak gösterişlerine rağmen, pratikten yoksun olmaları eleştiri aldı. Orta doğu ülkelerinden fuara katılan eserlerdan sadece bir kaç tanesinin mekanik ve teknik kategoride yer alması ise bu ülkelerin bu konularda gelişimlerine de bir işaret olarak değerlendirildi.


Fuarda Osmanlı mimarisindeki trendlerin ilüstre edildiği tabak serisi ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Mısır’da çekilen fotoğraflar ve antik anıtların resimleri ile Beyrutlu tüccarların tanıttığı Suriye kostümleri ilgi çekiciydi.


5 BİN DOLARA MALOLAN TÜRK KAHVESİ



İstanbullu Avrupalı kökenli iki işadamı Ludoviç ve Vallauri, inşaa ettikleri caféye Türkiye’den otantik kıyafetli bir garson getirdiler. 5 bin dolara mal olan caféde ziyaretçilerin oturması için divan ve masalar ile veranda bulunuyordu. Café daha çok erkekler içindi ancak cafenin bitişiğindeki bölüm bayanlar için ayrılmıştı. Tütün ve kahve 15 cent’ten katılımcılara satılıyordu.


Fuar 10 Kasım’da sona erdiğinde sergilenmek ve satılmak için getirilen ürünlerden kurtulmak için değişik yollar denendi. Philadelphia’da sergilenen ürünlerin pek çoğu geri ülkelerine götürülmedi. Pek çok Amerika müzesi ve özel koleksiyoncular Mısır ve Tunus’tan getirilen antik eserleri satın aldı. Fuara katılan ülkeler sergiledikleri kimi ürünleri de diğer ülkeler ile değiştirme yoluna gitti. Tunus ile Meksika ağaç fidelerini değiştirirken, Georgia Eyaleti Tarım Bakanlığı, Tunus ile bağ ve bahçelerde kullanılmak üzere tohum değişimine gitti.


Tunus’un fuarda satmadığı diğer ürünler ise 2 Aralık tarihinde New York’ta sosyeteye açık artırma ile satıldı. New York sosyetesinden ünlü Tiffany mücevher markasının sahibi Lewis Tiffany aralarında bir Türk kılıçının da bulunduğu pek çok ürünü ucuz fiyata alma imkanı buldu. Tunuslu komisyon üyeleri fuardaki eserleri toplam 4 bin 525 dolara sattı.


FUARDA YAŞANAN TARTIŞMALAR



Türk ve Tunus standları ürün satışı yaparken, Mısır standlarından satılan herhangi bir ürün yoktu. Türk ve Tunus standlarına gösterilen ilgi Mısır pamuklarına Amerikan tüccarlar tarafından dikkat çekilmemesi anlamına geliyordu. Bundan endişe duyan Mısır fuar yetkilisinin imdadına Amerikalı bir tütün satıcı yetişti. Amerikalı Messrs Fleming Türklerin fuarda tütün satışını protesto etti. Çünkü tütünlerin satış hakkı kendisindeydi. Bunun üzerine Türk yetkililer sattıklarının yüzde 20’sini bu şirkete vermeyi kabul ederek satışa devam ettiler. Fuarın ilerleyen günlerinde şikayet sırası Türkler’deydi. Onlar da Tunus standlarından şikayetçi oldular. Çünkü her ülke kendisine ait ürünlerin satışı ile yetkili iken Tunus, kendisine ait olmayan ürünleri de satıyordu. Fuar Amerikan kamuoyunun dikkatini çekmede çok başarılı olmadı.


FUARDAKİ İLKLER



Fuarda sergilenen 102 cm çapında ve 1400 beygir gücündeki sanayii tipi dev buhar makinası (yukardaki resimde) ve diğer otomatik makinalar Amerika'lıların Avrupa'ya ne kadar büyük bir teknolojik fark yaptığını göstermesi bakımından önemlidir. Fuarda Graham Bell'in buluşu; telefon, Remington'un kişisel yazı makinası; daktilo, elektrik dinamosu gibi yeni sanayi icatları da sergilenmiştir.


Osmanlı Devleti'nin ilk katıldığı 1893 Chicago World Fair'in fotoğraflarını burada bulabilirsiniz. Bu fotoğraflar Rahip Peter Engel tarafıdan çekilmiş olup Abbey Banner'in 2008 yılında yayınladığı "Meet me in Chicago, Peter; meet me at the Fair," eserinde yayınlanmıştır.



 
 

osmanli hanedani 4 kitada yasiyor
http://www.milliyet.com.tr/ tarih 08.09.2010, 12:55 (UTC)
 

Padişah 5. Murad’ın torunun torunu Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu, Osmanlı Hanedanı üyelerini bir çatı altında toplayacak vakıf kurmak istediklerini belirterek, bu vakıfla hanedanın genç üyelerini Türkiye’ye daha yakınlaştırmak, Türkiye’de olan biteni bilmelerini ve Türk kültürüyle bağdaşmalarını sağlamak istediklerini söyledi.

Beylerbeyi’ndeki evinde soruları yanıtlayan Osmanoğlu, babası Şehzade Ali Vasıb Efendi ile annesi Mukbile Sultan’ın sürgüne gidişlerini ve hayatlarını anlattı. Babası Şehzade Ali Vasıb Efendi’nin 1903’te Çırağan Sarayı’nda doğduğunu ve 5. Murad’ın torunu Ahmet Nihat Efendi’nin oğlu olduğunu söyleyen Osman Selaheddin Osmanoğlu, annesinin de Sultan 5. Mehmed Reşad’ın torunu Mukbile Sultan olduğunu kaydetti.

Osman Selaheddin Osmanoğlu, ailesinin hikayesini şöyle anlattı:



Ailenin uzun yolculuğu

“Ne yazık ki 1924’te, 21 yaşında sürgüne gitmeye mecbur oldular. Annem o zaman 12 yaşındaymış. Hepsi Sirkeci’den Budapeşte’ye gittiler. Budapeşte’de bir süre kaldılar. Viyana’ya uğradılar, oradan da Nice’e gittiler. Orada 11 yıl yaşadılar. O zaman evli değillerdi, 1931 yılında evlendiler.

1935’de Nice’den Mısır’a gittiler ve son senelerini Mısır’da geçirdiler. Ben 1940’ta İskenderiye’de doğdum. Orada İngiliz okuluna gittim. Biz İngilizce, Fransızca, Türkçe, Arapça konuşurduk. 18’ime kadar Mısır’da yaşadım. Liseden sonra yüksek tahsil için İngiltere’ye gittim. Finans ve muhasebe okudum. Kariyerim İngiltere’de geçti. Orada evlendim. 4 çocuğum vardı, biri vefat etti. 3 çocuğum, 8 torunum var. Hepsi İngiltere’de yaşıyor.

Babamlar ilk seneler, ‘3-5 sene içinde döneriz’ diye düşünmüşler. 1952’de Sultan ve sultanların çocuklarına izin çıktı. Şehzadelere 1974’e kadar izin çıkmadı. Tam 50 sene geçmişti ve babam 71 yaşına varmıştı. Ben de ilk 34 yaşımda geldim. Turist olarak gelirdim. Sonra İngiltere’de emekli oldum ve buraya yerleştim.”



‘77 hanedan üyesi var’

Çocukları ve torunlarının her yaz Bodrum civarında hep birlikte tatil yaptıklarını belirten Osmanoğlu, böylelikle onların da Türkiye ile bir irtibatlarının bulunduğunu söyledi.

Hayattaki Osmanlı hanedanı üyeleri hakkında da bilgi veren Osman Selaheddin Osmanoğlu, 25 şehzadenin yaşadığını, yani babadan oğula Osman Gazi soyundan gelenlerin bulunduğunu, bunların 6’sının da kendisi, 2 oğlu, 3 torunu olduğunu anlattı. 



‘Türkçe bilmeyenler var’

Ailenin en yaşlı üyesi olan aile reisi Osman Bayezid Osmanoğlu’nun New York’ta yaşadığını kaydeden Osman Selaheddin Osmanoğlu, ayrıca hayatta 16 sultan, 23 sultanzade, 13 de hanım sultan bulunduğunu, dolayısıyla 77 hanedan üyesinin var olduğunu vurguladı.

Osman Selaheddin Osmanoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bizim aile dağıldığında bazıları Orta Doğu’ya gittiler ve Arapça bilirler, Türkçe bilirler, doğu mantalitesi vardır. Bazıları da batıya gitmişler. Oraya gidenler arasında birçok Türkçe bilmeyen kişi var. Ailede 2 değişik kitle var. Birbirleriyle tanışıyorlar ama bazılarının aralarında konuşabildikleri ortak bir dil yok. Bu çok hazin bir şey. Ben çok şanslıydım. Mısır’da doğdum evde Türkçe konuşurduk, şark usulü büyüdüm, batıda kariyerimi yaptım. İkisine de uyuyorum. Belki diğer kişilerden daha çok aileye hakimim ve yakın irtibatım var.

Bir vakıf kurmak istiyoruz. Bu vakıf bizi daha birleştirsin. Gençleri Türkiye’ye daha yakınlaştırmak için. Türkiye’de olan biteni bilsinler, Türk kültürüyle bağdaşlaşsınlar. Vakıf inşallah bu sene kurulacak. Aile reisimizle konuştum ve Osman Bayezid Efendi Başkan olmayı kabul etti.”


 




‘Babamın doğduğu saraya karşı ev aldım’

Beylerbeyi Sarayı’nın yakınında ve babasının doğduğu Çırağan Sarayı manzaralı bir evini satın aldığını belirten Osman Selaheddin Osmanoğlu, “Boğaz’da olmak istedim ve Beylerbeyi nasip oldu” dedi. Osman Selaheddin Osmanoğlu, atalarının yaşadığı saraylara gittiğinde yaşadığı hisleri de ifade ederek, “İlk geldiğimde çok etkilendim” dedi.


 


5. Murad’ın piyanosu

Osman Selaheddin Osmanoğlu, evinin salonunda bulunan piyanoya dikkati çekerek, piyanonun büyük dedesi Sultan 5. Murad’ın olduğunu söyledi. “Piyanonun sürgüne gittikleri dönemde bir arkadaşına vermiş. Türkiye’ye döndüğümde, ‘Bu eşyalar sizindir’ diye iade ettiler. Büyük babam demek ki arkadaşlarını iyi seçmiş” dedi.

Şehzade: Babadan oğula Osman Gazi soyundan gelen erkeklerin çocuklarına denir. Osmanlı Hanedanı’na mensup padişah dışındaki tüm erkekler bu unvanı taşırdı.

Sultan: Hanedan soyundan gelen kızlara denir ve ismin sonunda yer alır. Bu unvan şehzadelerde kullanıldığı zaman ismin önünde yer alır, ismin sonuna da “efendi” eklenir.

Sultanzade: Sultanlar hanedana mensup olmayan bir erkekle evlendiğinde doğan erkek çocuklara “sultanzade” denir.

Hanımsultan: Sultanlar hanedana mensup olmayan bir erkekle evlendiğinde doğan kız çocuklara “hanımsultan” denir.



Ayşe Sultan’ın İngiliz eşinden 5 çocuğu var.


 


Nerede yaşıyorlar?

TRT için ‘Osmanoğlu’nun Sürgünü’ adlı belgeseli hazırlayan ve hayatta olan Hanedan üyelerini bir araya getiren yapımcı Kerime Senyücel, hanedan üyelerinin 4 ayrı kıtada yaşamlarını  devam ettirdiğini söyledi. Senyücel, hanedan üyelerinin Türkiye, Mısır, Ürdün, Lübnan, Suriye, ABD, İngiltere, Fransa, İsveç ve İspanya’da yaşamlarını sürdürdüğünü belirtti.


 



 


HANEDAN ÜYELERİ VAKIF ÇATISI ALTINDA BULUŞACAK



10 ayrı ülkede yaşayan Osmanoğulları, TRT için hazırlanan “Osmanoğlu’nun Sürgünü” adlı belgeselin tanıtımı için 2006’da Dolmabahçe Sarayı’nda bir araya gelmişti.


1- Harun Osmanoğlu: Sultan Abdülhamid’in oğlu. Selim Efendi’nin torunu. Hanedan’ın Türkiye’deki aile reisi. Şehzade sıralamasında 5’inci sırada. 2- Osman Vasıf Osmanoğlu: 5. Murat’ın torununun oğlu. Ali Vasıf Efendi’nin oğlu. Londra’da yaşıyor. 3- Selim Cem: Sultan Abdülmecid’in torunu. İsviçre’de yaşıyor. 4- Orhan Osmanoğlu: Harun Osmanoğlu’nun oğlu. Sultan Abdülhamid’in torunu. 5- Kayhan Osmanoğlu: Harun Osmanoğlu’nun oğlu, Sultan Abdülhamid’in torunu. Türkiye’de yaşıyor.  6- Leyla Kadir Schelle Sultan: Sultan Abdülhamid’in torunu. Avustralya’da yaşıyor.  7- Kenize Murad: Sultan 5. Murat’ın kızı Prenses Selma’nın kızı. 8- Bülent Osman: Anne tarafından Sultan Abdülhamid’in torunu. 9- Osman Nami: Sultan Abdülhamid’in kızı. Ayşe Sultan’ın oğlu. Paris’te yaşıyor. 10- Osman Mayatepek: Anne tarafından Abdülmecid’in kızı. Naciye Sultan’ın torunu. Ankara’da yaşıyor. 11- Adile Nami: Sultan Abdülhamid’in torunu. Paris’te yaşıyor. 12- Clara Sultan: Leyla Sultan’ın kızı. Avustralya’da yaşıyor. 13- Murat Orhan: Sultan 5. Murad’ın torunu. 14- Ayşe Osmanoğlu: Osman Vasıf Osmanoğlu’nun kızı. Londra’da yaşıyor.  15- Selim Osmanoğlu: Orhan Osmanoğlu’nun oğlu, Sultan Abdülhamid’in torunu. 16- Şehzade Murat Vasıf Osmanoğlu: 5. Murat’ın torununun torunu, Şehzade Osman Vasıf Osmanoğlu’nun oğlu. 17- Rukiye Nami Osmanoğlu: Osman Nami Osmanoğlu’nun kızı.

 

flas flas flas osmanlı hanedani toplaniyor
http://www.internethaber.com/ tarih 08.09.2010, 12:31 (UTC)
 





Osmanoğlu, Beylerbeyi'ndeki evinde soruları cevaplayarak, babası Şehzade Ali Vasıb Efendi ile annesi Mukbile Sultan'ın sürgüne gidişlerini ve hayatlarını anlattı.







Babası Şehzade Ali Vasıb Efendi'nin 1903 yılında Çırağan Sarayı'nda doğduğunu ve 5. Murad'ın torunu Ahmet Nihat Efendi'nin oğlu olduğunu dile getiren Osmanoğlu, annesinin ise Sultan 5. Mehmed Reşad'ın torunu Mukbile Sultan olduğunu kaydetti.







Babası Ali Vasıb Efendi'nin Galatasaray Lisesi (Mekteb-i Sultani) ve Harp Okulu'nda (Harbiye Mektebi) okuduğunu anlatan Osmanoğlu, şunları dile getirdi:







''Ama ne yazık ki 1924'te, 21 yaşında iken sürgüne gitmeye mecbur oldular. Annem o zaman 12 yaşındaymış. Hepsi Sirkeci'den Budapeşte'ye gittiler. Budapeşte'de bir süre kaldılar. Viyana'ya uğradılar, oradan da Nice'e gittiler. Orada 11 yıl yaşadılar. O zaman evli değillerdi, 1931 yılında evlendiler. 1935'de Nice'den Mısır'a gittiler ve son senelerini Mısır'da geçirdiler.







Ben 1940 yılında İskenderiye'de doğdum. Orada İngiliz okuluna gittim. Orası çok kozmopolit bir yerdi. Biz İngilizce, Fransızca, Türkçe, Arapça konuşurduk. 18 yaşına kadar Mısır'da yaşadım. Liseyi bitirdikten sonra yüksek tahsilim için İngiltere'ye gittim. Orada finans ve muhasebe okudum. Kariyerim İngiltere'de geçti. Orada evlendim. 4 çocuğum vardı, biri vefat etti. 3 çocuğum, 8 torunum var. Hepsi İngiltere'de yaşıyor. Büyük oğlum Orhan Murad, küçük oğlum Selim Süleyman kızım ise Ayşe Gülnev.''







Çocuklarının ve torunlarının her yaz Türkiye'ye gelerek Bodrum civarında hep birlikte tatil yaptıklarını da ifade eden Osmanoğlu, böylelikle onların da Türkiye ile bir irtibatlarının bulunduğunu söyledi.





Osmanoğlu, Mısır'da yaşadıkları dönemde Osmanlı Hanedanı üyesi olmalarının her zaman bilindiğini ve dönemin kraliyet ailesinin de Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın sülalesinden olduğu için orada kendilerine büyük bir itibar gösterildiğini de anlattı.







Babasının sürgüne gönderildikleri dönemine ilişkin de Osmanoğlu, ''Babamlar ilk seneler, '3-5 sene içinde döneriz' diye düşündüler. Uzadıkça uzadı. 1924'ten sonra 1952'de Sultan ve sultanların çocuklarına izin çıktı. Şehzadelere 1974'e kadar izin çıkmadı. Tam 50 sene geçmişti ve babam 71 yaşına varmıştı. 50 yıl içinde İstanbul çok büyük değişiklere uğramıştı. Ben de ilk geldiğimde 34 yaşındaydım. Geldiğimde de turist olarak gelirdim. Sonra İngiltere'de emekli oldum ve buraya yerleştim'' diye konuştu.







Beylerbeyi Sarayı'nın yakınında ve babasının doğduğu Çırağan Sarayı manzaralı evini satın aldığını da ifade eden Osmanoğlu, ''Boğaz'da olmak istedim ve Beylerbeyi nasip oldu'' dedi. Babasının sürgündeki yılları boyunca özlemlerini dile getirdiğini, özellikle okulundan ve arkadaşlarından bahsettiğini de belirten Osmanoğlu, ''Babam döndüğünde arkadaşları ona yakınlık gösterdiler'' şeklinde konuştu.







Osman Selaheddin Osmanoğlu, atalarının yaşadığı ve devleti idare ettikleri saraylara gittiğinde yaşadığı hisleri de ifade ederek, ''İlk geldiğimde çok etkilendim. Artık çok gidiyorum. Arkadaşlarımı götürüyorum gezdiriyorum, adeta bir rehber gibi oldum'' dedi.








HAYATTAKİ OSMANLI HANEDANI ÜYELERİ



Hayattaki Osmanlı hanedanı üyeleri hakkında da bilgi veren Osmanoğlu, hayatta 25 şehzadenin var olduğunu, yani babadan oğula Osman Gazi soyundan gelenlerin bulunduğunu, bunların 6'sının da kendisi, 2 oğlu, 3 torunu olduğunu anlattı.








Ailenin en yaşlı üyesi olan aile reisi Osman Bayezid Osmanoğlu'nun New York'ta yaşadığını kaydeden Osmanoğlu, ayrıca hayatta 16 sultan, 23 sultanzade, 13 de hanım sultan bulunduğunu, dolayısıyla 77 hanedan üyesinin var olduğunu vurguladı







Osmanoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:



''Bizim aile dağıldığında bazıları Orta Doğu'ya gittiler ve Arapça bilirler, Türkçe bilirler, doğu mantalitesi vardır. Bazıları da batıya gitmişler. Oraya gidenler arasında bir çok Türkçe bilmeyen kişiler var. Ailede 2 değişik kitle var. Birbirleriyle tanışıyorlar ama bazılarının aralarında konuşabildikleri ortak bir dil yok. Bu çok hazin bir şey. Ben çok şanslıydım. Mısır'da doğdum evde Türkçe konuşurduk, şark usulü büyüdüm, batıda kariyerimi yaptım. İkisine de uyuyorum. Belki diğer kişilerden daha çok aileye hakimim ve yakın irtibatım var.








Bir vakıf kurmak istiyoruz. Bu vakıf bizi daha birleştirsin. Gençleri Türkiye'ye daha yakınlaştırmak için. Türkiye'de olan biteni bilsinler, Türk kültürüyle bağdaşlaşsınlar. Vakıf inşallah bu sene kurulacak. Aile reisimizle konuştum ve Osman Bayezid Efendi Başkan olmayı kabul etti.''







5. MURAD'IN BESTELERİNİ YAPTIĞI PİYANOSU



Osman Selaheddin Osmanoğlu, evinin salonunda bulunan piyanoya dikkati çekerek, piyanonun büyük dedesi Sultan 5. Murad'ın olduğunu söyledi.








5. Murad'ın 550 bestesi olduğunu hatırlatan Osmanoğlu, piyanonun sürgüne gittikleri dönemde büyük babası tarafından bir arkadaşına verildiğini ifade etti.







Osmanoğlu, ''Türkiye'ye döndüğümde, 'Bu eşyalar sizindir' diye iade ettiler. Büyük babam demek ki arkadaşlarını iyi seçmiş'' dedi.








 
 

flas flas flas osmanlı hanedani toplaniyor
http://www.internethaber.com/ tarih 08.09.2010, 12:18 (UTC)
 



Padişah 5. Murad'ın torunun torunu Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu, Osmanlı Hanedanı üyelerini bir çatı altında toplayacak bir vakıf kurmak istediklerini dile getirerek, ''Bu vakıf bizi daha birleştirsin. Gençleri Türkiye'ye daha yakınlaştırmak için. Türkiye'de olan biteni bilsinler, Türk kültürüyle bağdaşlaşsınlar'' dedi.

 

flas flas flas osmanlı hanedani toplaniyor
http://www.internethaber.com/ tarih 08.09.2010, 12:18 (UTC)
 



Padişah 5. Murad'ın torunun torunu Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu, Osmanlı Hanedanı üyelerini bir çatı altında toplayacak bir vakıf kurmak istediklerini dile getirerek, ''Bu vakıf bizi daha birleştirsin. Gençleri Türkiye'ye daha yakınlaştırmak için. Türkiye'de olan biteni bilsinler, Türk kültürüyle bağdaşlaşsınlar'' dedi.

 

<- Geri  1  2  3  4  5 Devam -> 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
Hangi kayda yorum yazmak istiyorsun?
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın:

  • Burdasin: Ana Sayfa
    Bugün: 10
    Tıklama: 88
    Çevrimiçi:
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=